Site Üyeliği      Yeni Üyelik   |   Şifremi Unuttum
Dil seçiniz
Dil seçenekleri ile ilgili çalışma devam etmektedir.

Zonguldak
Tanıtım Portalı

GÖNÜLLÜLERİMİZ

Gönüllülerimiz
Arasına katılın!
Siz de gönüllülerimizden biri olup, ülke tanıtımına katkıda bulunabilirsiniz.
YORUMLARINIZ

Kent Hakkında Yorumlarınızı Bizimle Paylaşın!
Yorumlarınızı sitemizden bizlerle paylaşabilirsiniz.
E-DAVETİYE

E-Davetiye
Gönderin!
Dünyanın her köşesine e-davetiye göndererek şehrinizi tanıtabilirsiniz.
Sitemizi Tavsiye Edin, Paylaşın

Zonguldak şehri tanıtım portalı

Zonguldak ile ilgili aradığınız bir çok bilgiyi bu tanıtım portalında bulabilirsiniz. Zonguldak otelleri, Zonguldak turizm aktiviteleri, Zonguldak hakkında güncel haberler,Zonguldak fotoğrafları, Zonguldak yemekleri, Zonguldak şehrindeki kültürel etkinlikleri ve Zonguldak şehrindeki ilçeler hakkında doğru bilgiye bu tanıtım portalından ulaşabilirsiniz.
 
BUNLARI BİLİYOR MUSUNUZ?
İstanbul’a ait 39 ilçe,782 mahalle ve 142 köy bulunduğunu
Zonguldak Şehri Turizm Aktiviteleri
Rehberlik | Zonguldak Rehberleri
ZONGULDAK İLÇELERİ
Alaplı
Çaycuma
Devrek
Ereğli
Gökçebey
Çaycuma

Tarihçe

Oldukça yeni bir yerleşim yeri olan Çaycuma'nın tarihiyle ilgili bilgiler, Osmanlı Devleti döneminde hazırlanan Kastamonu ve Bolu Salnamelerindeki bilgilerle ve sözlü anlatımlarla sınırlıdır. Yerleşim yeri olarak çok uzun bir tarihsel geçmişe sahip olmamakla birlikte bugünkü Çaycuma'nın sınırları içinde kalan topraklar tarih öncesi dönemden bu yana çeşitli ulus toplulukların yerleşimine sahne olmuştur. Tarihsel süreç içinde savaşlar, göçler ve diğer nedenlerle bölgeye yerleşen toplulukların izleri günümüze kadar gelmiştir.

Tarih öncesi dönemde Çaycuma'nında içinde bulunduğu bölgenin adı Paflagonya idi. Paflagonya Bölgesinin batı sınırını Filyos Çayı oluşturuyordu. Karadeniz kıyısındaki Tios (Filyos) bir Miletos kolonisiydi. Paflagonya bölgesine yerleştiği bilinen en eski topluluklar Frigya boylarıdır. İ.Ö.1200'lü yıllarda başlayan ve "Ege Göç Kavimleri Hareketi" adı verilen göçlerle birlikte Bitin, Mariondin,Migdon diye anılan Frig toplulukları Zonguldak ve civarına yöneldi. Ancak bu topluluklar birkaç yüzyıl boyunca siyasal bir örgüt yapısı oluşturamadılar. Kral Gordios ve Midas'ın öncülüğünde siyasal yapılanma içine girdilerse de yöredeki Frig egemenliği Kimmerler tarafından ortadan kaldırıldı. İ.Ö. VII. yy başlarında Kafkasya'dan Anadolu'ya giren Kimmer boyları Frigya'ya ardı arkası kesilmeyen seferler düzenledi. Bu seferlerin sonucunda Frig Kralı III.Midas Kimmer savaşçılarına yenik düştü ve İ.Ö. 676'da Frig Krallığı ortadan kalktı.

Kimmerler, Paflagonya'daki varlıklarını İ.Ö. 630'lara değin sürdürdüler ancak Lidyalılar ve Asurlular'la yaptıkları savaşlar sonucunda zayıf düştüler ve en sonunda Med Devleti karşısında tutunamayarak Anadolu'yu terk ettiler.

Kimmerler2den sonra İ.Ö. VI.yy başlarında Lidya Devleti bölgede egemenlik sağladı. Yine aynı yıllarda,Batı Anadolu kıyılarında yaşayan kimi Megaralılar ve Boitoiyalılar bölgeye geldiler. Karadeniz'in kuzeyinden getirdikleri malların boşaltılabileceği "emperion"lar (küçük ticari iskeleler) kurmaya yöneldiler. Tios (Filatairos/Filyos) bunklar arasında önemli bir koloniydi. Ancak perslerin, Lidyalıları İ.Ö. 546'da yenilgiye uğratmasıyla bölgedeki Lidya egemenliği de son buldu.

Persler, Anadolu'ya egemendiler ama Tiios (Filyos) gibi koloni kentlerin yönetimine "tiran" adı verilen kendi yandaşlarının getirilmesini sağladılar. İ.Ö.334'de Anadolu'ya geçen Makedonya kralı İskender, Pers ordusunu Gronikos Çayı yakınlarında yenilgiye uğratınca Perslerin Batı ve Kuzeybatı Anadol'daki üstünlüğü sona erdi. İskender bölgeyi Makedonyalı subayların yönetimine bıraktı.

Romalılar döneminde, Romalı soylulardan ve ünlü yöneticilerden Balbinus, İmparator Maksimunus (İ.Ö.235-238) zamanında çeşitli vilayetlerde sivil yönetime geçişe yönelik düzenlemeler yaptı ve bölge Doğu Roma İmparatorluğu içinde kaldı.

VII.yy başlarında, Bizans İmparatoru herakleios döneminde ülke "thema" (vilayet) denilen yönetsel birimlere ayrıldı. Bölge de bunlardan "Opsikion Theması" içinde yer aldı.

Paflagonya kıyıları 1204'den sonra Komnenos soyundan gelen David tarafından ele geçirildi.

1071 Malazgirt Savaşı’ndan sonra türk boyları kitleler halinde Anadolu'ya akmaya başladı. Malazgirt zaferinden hemen sonra Alp Arslan (1072) öldürülünce yerine oğlu Melikşah geçti ancak Türkler arasındaki iktidar kavgası bir türlü bitmek bilmiyordu. Alp Arslan'a karşı ayaklanmış olan Kutalmışoğlu Süleymanşah ve kardeşi Mansur Anadolu'ya girdiler ve kısa sürede Konya'dan İznik2e kadar olan bölgeyi ele geçirdikten sonra 1075'te Anadolu Selçuklu Devletini kurdular. Ancak Bizans egemenliğindeki Zonguldak ve yöresine yönelik Türk saldırıları geçicii akın olmaktan öteye gidemiyordu.

1084 yılında I.Aleksios'un bölgedeki valilerini askerleriyle birlikte İstanbul'a toplantıya çağırmasını fırsat bilen Süleyman şah’ın komutanlarından Emir karatecin, Ulus, Bartın, Devrek topraklarını ele geçirdikten sonra kıyıya yönelerek Zonguldak yöresini bütünüyle ele geçirdi.Büyük Selçuklular ile Anadolu Selçukluları arasındaki çekişme yeniden başlamıştı. Çekişme sonucu Anadolu Selçukluları büyük bir sarsıntı geçirdiler. Emir Kara tekin’de Bizanslılar karşısında direnemeyince bölge yeniden Bizanslıların eline geçti.

Anadolu Selçukluların çöküş döneminde Candaroğulları Beyliği bağımsızlığını ilan etti (1335). Sinop'tan Safranbolu'ya kadar uzanan bölgede egemen olan Candaroğulları beyliklerini hem Bizans'a, hem de Osmanlılara ve öbür beyliklere karşı korumaya çalıştılar. Candaroğulları en çok Osmanlı Devleti tedirgin ediyordu. Candaroğlu Süleyman Paşa'nın bir kaç kez Orhan gazi ile savaştığı biliniyor.

Amasra'ya kadar uzanan kıyı bölgesinin ve iç kesimlerin Osmanlı topraklarına katılması; Cenevizlileriin, Bizanslıların ve Candaroğullarının egemenliğinin kesin olarak sona ermesi Fatih Sultan Mehmet döneminde oldu. Fatih Sultan Mehmet aynı zamanda Candaroğulları beyliğini de ortadan kaldırdı.

 

Coğrafi Durum

İlçe, Filyos Çayı vadisinin iki yanında yer alan yamaçlar arasında kurulmuş olup, deniz seviyesinden yüksekliği 20 metredir. 228 kilometre uzunluğundaki Filyos Çayının yaklaşık 35 kilometrelik kısmı Çaycuma sınırları içinden geçerek, Filyos Beldesinde Karadeniz’ e dökülür

 

İklim

İlçede Karadeniz iklimi hâkimdir. Yazları fazla sıcak değildir, kış Ayları ise ılık ve yağışlıdır. Yıllık ortalama yağış miktarı 1250-1500 kg/m2’dir.Yağışlar genellikle ilkbahar ve sonbahar mevsimlerinde görülür. İlçe Filyos Vadisi boyunca kuzey rüzgârlarının etkisi altındadır. 

 

Çayır Mağarası

Eski Zonguldak Çaycuma Karayolu üzerinde Çayır Köyü mevkiinde bulunan mağara doğa harikasıdır.1300 metre uzunluğundaki mağara, botla gezilebilecek kadar geniş alanları olan bir yeraltı nehrine sahiptir. Nehrin mağara ağzında oluşturduğu göllenmelerde alabalık bulunmaktadır. Mağara önünde piknik yapabileceğiniz alan bulunmaktadır. Geçmişte (M.Ö. 1200 yılları) mağaradan çıkan suyun kanallarla Filyos'a aktarıldığını kanıtlayan tarihi suyolu antik Tion (Filyos) şehri uygarlığının bir mirasıdır. Ayrıca Çayır köyünde biri mağara yakınında(Tahminen Ceneviz Dönemi), diğeri de köy merkezinde (Yakın tarih Osmanlı Dönemi); 2 adet tarihi kemer köprü bulunmaktadır. Köy merkezindeki halen daha kullanılan tarihi köprünün doğal yapısı 1990 yıllarında genişletme çalışmaları nedeniyle bozulmuştur. Çayır Köyü Su Mağarası, Çaycuma ilçe merkezine 12 kilometre uzaklıktadır. İki ayrı yolla ilçe merkezine bağlıdır. Stabilize yolla Güdüllü Köyü üstünden gidilebileceği gibi, Filyos asfaltı üstünde Dereköy güzergâhından da gidilebilinir. Mağaranın su çıkışı ve üst bölümden de girişi bölümü bulunmaktadır. Mağaranın içinde çok soğuk su kaynağı vardır. Mağara içinde suyun geliş yönüne doğru botla 1 KM gidilebilmektedir. 1 kilometrenin ardından mağara suyunun iki ayrı kaynaktan geldiği görülmektedir. Civar köylüleri kaynağın birinin Göl Dağı'ndan diğeriniz ise Zonguldak il merkezindeki Gökgöl Mağarası'ndan geldiğini düşünmektedir. Gökgöl Mağarasındaki çalışmalar sırasında bu su kaynağının bulanık akması bu tezi kuvvetlendirmektedir. Mağara içinden akan soğuk su çıkışta şelale şeklinde akarak güzel bir görüntü oluşturmaktadır. Çayır Mağarası kendi kategorisinde dünyanın sayılı mağaralarından biridir. Mağaranın bu özelliği çekiciliğini daha da artırmaktadır. Suyunun kendine özgü soğukluk derecesi ve temizliği sayesinde alabalık yetiştirilmektedir. Çayır Mağarası alabalıklarının bazı hastalıklara iyi geldiği de söylenmektedir. Mağaranın içinde 15-20 metre gidilebilmekte, küçük botlarla ise daha iç kesimlere ulaşılmakta ve dolaşılabilmektedir. Mağaranın önü çok güzel bir piknik yeridir. Yabancı turistlerin de zaman zaman ziyaret ettiği koruma altına alınmamış durumda olan Çayır Su Mağarası kaderine terk edilmiş durumdadır.

 

Filyos

Filyos, MÖ 3. yüzyılda ticari amaçla kurulmuş bir Milet kolonisidir. Kent ilkçağda Karadeniz’in kuzeyinden getirilen malların boşaltıldığı önemli bir ticaret merkeziydi. Çeşitli dönemlerde Roma, Bizans ve Cenevizlilerin hüküm sürdüğü beldede kale, açık hava tiyatrosu, yeraltı şehri, su kemerleri, antik liman mendireği gibi kalıntılar bulunmaktadır. Çaycuma'ya bağlı Filyos Beldesi’ndeki, tarihi M.Ö. 1200'e dayanan ''Antik Teion-Billaos Kenti'' arkeolojik kazıyla gün yüzüne çıkartılıyor. Filyos (Tieion,Teion,Tion) Filyos Nehri' nin Karadeniz' e döküldüğü alanda kurulu Filyos antik kenti, önceleri Billaius adıyla biliniyordu. Bu ad, su geçidi olan yer anlamına gelen Pailaios sözcüğünden türemiştir. Kentin en yaygın adı Tieion' dur. Bu sözcük, kentin kurucusu, din adamı Tios' tan gelmektedir. Günümüzde birinci ve ikinci derece sit alanları bulunan Filyos' ta, arkeolojik yüzey araştırmalarına göre, antik Tieion kenti bir akrapol, iki nekrapol alan ve sular altında kalan antik bir mendirekten / limandan oluşmuştur. Romalılar döneminde yapılan kale, harabe durumunda bir mabet (tapınak),amfiteatr ve büyük bir yapıya ait olduğu sanılan üç kemerli bir duvar, Çayır Mağarası'ndan çıkan suyu kente taşıyan su kemeri kalıntıları günümüze kadar ulaşabilen kültür değerleridir. Bu tarihsel eserlerden kale ve amfiteatr 2001 yılında restore edilmeye başlanmış ve çalışmalar halen sürmektedir.

Tarihte bir çok savaşın yaşandığı kent krallığı Filyos'ta uygarlıklar;
İ.Ö.1200'lü yıllarda Tios (Filyos) Miletos kolonisi
Frig Krallığı
İ.Ö. VII.yy Kimmerler (Kafkasya'dan gelmişler)
İ.Ö. VI.yy Lidya Devleti (Bu Dönemde Ticari iskeleler yapıldı)
İ.Ö. 546'da Persler
İ.Ö.334 Makedonya Krallığı Yönetimi
İ.Ö.235-238 Doğu Roma İmparatorluğu Yönetimi
VII.yy Bizans İmparatorluğu yönetimi
Fatih Sultan Mehmet Döneminde Filyos Osmanlı topraklarına alınmıştır.

Çaycuma’da Antik Mozaik

Çaycuma’ya Bağlı Kadıoğlu köyündeki tarihi mozaiğin ortaya çıkarılması için kazı çalışmaları devam etmektedir. Kazı çalışmalarında etrafı işlemelerle süslü, üzüm salkımı tutan kadını hançerle öldürmek isteyen bir erkek figürünün yer aldığı mozaik taban döşemesi ile birlikte, MS. 253-260 Roma dönemine ait olduğu tespit edilen Valerianus sikkesi, tarihi bina kalıntıları ve işlemeli çömlek parçaları bulundu. Tahrip olmuş tarihi bina kalıntılarında sıva boyları da tespit edildi.Roma imparatoru Licinius Valerianus döneminde basılan sikkenin kazılarda ortaya çıkması geç Roma çağını göstermektedir. Kazı çalışmalarında bir yapının bir odası ortaya çıkarken, toprağın altında başka odaların ve mozaiklerin de olabileceği tahmin ediliyor.Kazı çalışmalarının ardından bölge turizm merkezi olabilir.

Çaycuma'nın adının kaynağıyla ilgili değişik varsayım ve rivayetler vardır. Bu varsayımları başlıca iki grupta toplamak olasıdır. * Bir varsayıma göre Çaycuma adı "Çay" ve "Cuma" sözcüklerinden türemiştir. Cuma günleri Filyos Çayı kenarında pazarın kurulmasıyla pazara gelen halkın zamanla "Çay'a,Cuma'ya gidiyorum" biçimindeki söyleyişi bir süre sonra "Çaycuma" olarak kullanılmaya başlamıştır.

 Bir başka varsayıma göre; Filyos Çayı kıyısına Yakademirciler Köylüleri ile Velioğlu Köylüleri ortaklaşa bir cami yaptırmışlardır. Her hafta cuma günü hem pazar kuruluyor, hem de civar köylerden gelen yurttaşlar bu camide cuma namazı kılıyorlardı. Filyos Çayı ve bu caminin adından hareketle "Çay" ve "Cami" sözcükleri zamanla kaynaşmış, önceleri "Çaycami" olan söyleyiş biçimi daha sonra "Çaycuma"ya dönüşmüş ve o günlerden bu yana yerleşim yerinin adı Çaycuma olarak kullanılmaya başlanmıştır.

İlçenin bugünkü yerinde 50-60 hanelik bir köyün olduğu, daha sonra merkezi bir konumda bulunması dikkate alınarak idari bölünmede bucak olarak yer aldığı bilinmektedir.

Filyos Çayı'nın Zonguldak yakası "Çarşamba",karşı yakası da "Perşembe" olarak adlandırılırdı. Çaycuma bucak merkezi Çarşamba yakasında yer aldığından Çarşamba nahiyesi olarak adlandırılmıştır.Bir rivayete göre, ilçe teşkilatları kurulurken Abdülhamit'in sarayında bulunan Devrekliler "Devrek'in ilçe olmasında ve Çaycuma'nın da bucak merkezi olarak Devrek'e bağlanmasında" belirleyici olmuşlardır. Bu idare bölünmede Devrek "Hamidiye Kazası","Çaycuma'da "Çarşamba Nahiyesi" adıyla idare bölünmede yer almıştır.

Şehir halkının büyük çoğunluğu civar köylerden gelip yerleşenlerden meydana gelmiştir. Hamit Kalyoncu bölgeyle ilgili yaptığı tez çalışmasında ilk yerleşimleri şöyle anlatıyor: "Şehir halkının çoğunluğu civar köylerden gelmedir. Yalnız Köktürk soyadını taşıyan ve diğer halk tarafından 'beyler' veya 'Rumbeyoğulları' diye anılan grup ise bölgeye Bolu taraflarından gelmişlerdir. Çaycuma'nın ilk yerlileri olduklarını öne süren Rumbeyoğulları'nın ifadesine göre "Çaycuma Rum diyarı iken bu bölgeyi ıslah için gelen ataları Gazi Mehmet Paşa Rumları silmiştir. Üç oğlunu Çaycuma, Beycuma ve Mengene Beyi olarak yerleştirmiştir. Gazi Mehmet Paşa daha sonra Belgrat'ta şehit olmuş ve oraya gömülmüştür. "Yalnız bu olay hakkında bir tarih verilemediği gibi başka bir açıklama da yapılamıyor."
Osmanlı Salnamelerinden elde edilen bilgilere göre,şehirdeki iki camiden Eski Cami olarak bilineni (bugün ki 50.Yıl Camisinin bulunduğu yerdeki cami) Rumbeyoğlu Hacı Ali Bey tarafından yaptırılmıştır. Bu caminin kapısı üstüne 1240-1820 tarihi vardır. Bu tarih bazılarına göre yapılış, bazılarına göre de tamirat tarihidir.
Şehir halkından derlenen bilgilere göre, Çaycuma'da yerleşme şu şekilde olmuştur:

Çok önceleri (tahminen 170-180 yıl önce) civar köylüler, Veliköyü ve Yakademirciler Köylerinin birleştiği ve şimdiki şehir merkezinin 500 metre batısında bulunan "Sıracevizler" adındaki yerde bir pazar yeri kurarlar. Pazarı kuran ve geliştiren halkın Müslüman olması bir mescit ve cami yaptırma zorunluluğu ortaya çıkarır. O zamanlar Kayabaşı Köyü'nde oturan Rumbeyoğullarından Hacı Ali Bey, Eski Cami'yi yaptırır. Bunun vakfiyesi olarak da caminin yanına birkaç dükkan eklenir. Halk bu kez, cuma günleri toplandıkları pazar yerini de bu caminin çevresine taşır. Böylece şehirdeki ilk yerleşme başlar.
Kuruluş yeri olarak çevre kazaların ortasında bir durak yeri özelliği taşıyan Çaycuma, kısa sürede gelişerek 1303/1883 yılında "Çarşamba" divanı adıyla Bartın'a bağlanır.

Kastamonu Vilayetinin düzenlediği 1286/1869 tarihli Salname'de ise Çaycuma adı, "Devrek kazasına bağlı Çarşamba nahiyesi " olarak geçer. Kastamonu Vilayetine Bağlı Livalar, Azalar ve Nahiyeler hakkında 1315/1889 tarihli Kastamonu vilayeti salnamesi'nin 19.sayısında Çaycuma için şu bilgiler verilir: "Devrek kadar muntazam olup, kasaba içinde 2 çarşı, 2 cami, 1 kilise ve 1 hamam vardır."
Osmanlı Devleti'nin 1319/1902 tarihli umumi Salnamesi'nde Çarşamba nahiyesinin Zonguldak'a bağlandığı belirtilir. Zonguldak'a bağlandığı belirtilir. Zonguldak'da bu tarihte Bolu Sancağı'na bağlı kaza haline getirilmiştir. Bolu müstakil Mutasarrıflığı'nın ilk kez düzenleyip 1332/1916 yılında yayınladığı Bolu Divanı Salnamesi'nde Çaycuma hakkında şu bilgiler verilir:

 "Çaycuma, Bolu dahilindeki nahiyelerin en muntazamı ve en büyüğüdür. 31 köyü, 11600 İslam, 370 Rum, 34 Ermeni olmak üzere toplam 12004 nüfusu vardır. nahiye merkezi Çaycuma; muntazam bir çarşı, 2 cami, 1 medrese, 3 sınıflı iptidai mektep ile 1 kilise ve 1 Rum iptidai mektebi, han, hamam gibi ihtiyaç hissedilen binaları ihtiva etmektedir. Bu durumuyla bazı kaza merkezlerinden çok farklı bulunmaktadır. Ahali pek istidatlı ve kabiliyetlidir. İlçe muhtelif tarihlerde değişiklik ve yeniliklere uğramışsa da tarihi değeri yoktur."

Çaycuma ilçe merkezi ve köylerine yerleşenlerin nereden geldikleri konusunda kesin bilgi ve kayıtlar yoktur. Ancak, konuya ilgi duyanlar kısıtlı olanaklarla kendi orijinlerini araştırmakla yetinmektedirler. Bununla birlikte Çaycuma ve çevresinde homojen olmadığı, değişik bölgelerden gelen insan gruplarının çeşitli tarihlerde bölgeye yerleştiği sanılmaktadır. Nüfusun bir bölümü Kafkasya bölgesinden göç edenlerden bir bölümünün de 400-450 yıl kadar önce Urfa , Mardin, Yozgat dolaylarından bir kısım göçebenin gelerek daha çok da Hacıkadı (Perşembe) dolaylarına yerleşmeleriyle meydana gelmiştir.

Bu konuda Mustafa Zeren'in anlattıklarıyla Hamit Kalyoncu'nun tez çalışmalarıyla belirttikleri aynı doğrultudadır." 1947 yılında dönemin Gümrük ve Tekel Bakanı Emin Erişirgil Çaycuma'ya uğrar. Bakan Erişirgil Çaycuma'da, yurttaşların hayvan hırsızlığı, hayvan zehirleme, cinayet, kadın kaçırma, soygun, samanlık ve otluk yakma gibi olaylardan şikayetçi olduklarına tanık olur ve Türkiye'nin hiç bir bölgesinde benzeri olmayan bu olaylar Erişirgil'in olağanüstü ilgisini çeker. Bir yıl sonra, 1948'deki kabine değişikliğinde Dahiliye Vekili (içişleri Bakanı) olarak görev yapan Emin Erişirgil , Çaycuma'nın özellikle Perşembe bölgesinden gelen cinayet,yangın vs.. gibi olayların önü alınamayınca olayların kökenini araştırmak ve köklü çözüm bulmak amacıyla bölge hakkında ayrıntılı bilgi ister. Bu araştırmanın sonucunda 400 yıl kadar önce bölgeye Urfa , Mardin, Yozgat dolaylarından yörüklerin geldiği öğrenilir. Bu insanların bölgeye geliş nedenleri kesin biçimde açıklanamamakla birlikte, bu kadar yoğun olayın ve geçimsizliğin nedeni olarak farklı bölgelerden gelen bu insanların bir arada iyi geçinememeleri gösterilir. Hatta olayların yatıştırılması için yalnızca Perşembe yöresiyle sınırlı olmak üzere sıkı yönetim ilan edilmesi konusu bile Bakanlar Kurulunda gündeme gelir.