Dil seçenekleri ile ilgili çalışma devam etmektedir.
Site Üye Girişi
Görme Engelliler İçin
Görme Engelliler İçin Seslendirmeli Metinleri

E-DAVETİYE

Dünyanın her köşesine
e-davetiye göndererek ülke tanıtımına katkıda bulunabilirsiniz.

HEDEF 30 Milyon E-Davetiye!
Tanıtım için ben de varım deyin.. Bir davetiye de siz gönderin.

GÖNÜLLÜLER ARASINA KATILIN

 

 

 

1480 Gönüllü Bizimle!
Tüm ülke sevdalılarını destek için bekliyoruz

Sitemizi Paylaşın, tavsiye edin    |   
MEDENİYETLER
   
 
Medeniyetler | Lidya Uygarlığı Toplam 6978 defa görüntülendi
 
LİDYA UYGARLIĞI

“Lidya’nın bu yöreye ilk varış tarihleri kesin olarak bilinmez. Bazıları Lidyalıların Tunç Çağının (i.ö. 2002) sonlarında Frigler ile aynı zamanda Anadolu’ya geldiklerini söylerler. Bazıları da Lidya dili ile Hitit arasında bir ilişki olduğunu ve Lidyalıların Batı Anadolu’ya 2. bin yılın başlarında gelip yerleştiklerinin savunurlar.

Gerçekten de Lidya’nın çivi yazısı, Hitit Hiyeroglifleriyle ve Hititçe’si baş başa bir gelişim gösterdiği ortaya konmuştur. Bu nedenle Lidyalıların oturdukları yerlere 2. bin yıldan önce doğuda gelmiş Hint-Avrupalı olması çok olasıdır. Ancak bu bölgeye en azından kalkolitik çağdan beri oturan Anadolu bir halkın varlığını da unutmamak gerekir”(AKURGAL,1998: 42).

Lidya Bölgesinin Tarihsel Coğrafyası

Batı Anadolu’da kurulmuş olan uygarlıktır. Çok verimli topraklar üzerine kurulmuş olan Lidya Uygarlığı, güneyde Kaystros (Küçük Menderes) ortada Hermos (Gediz), kuzeyde ise Kaikos (Bakırçay) nehirleri tarafından sulanmakta ve bölgenin kuzey sınırı Tennos (Demirci Dağı) ve Dindymos (Murat Dağı), güney sınırını ise Mesopis (Aydın Dağları) ve Tmolos (Bozdağ) ile çevrili alanda yer almaktaydı.

 

“Lidya bölgesi doğal kaynakları açısından son derece zengin ve bereketli idi. Ulaşımı elverişli olmayan; fakat balığı bol Hermos (Gediz) ve Kaystros ( K. Menderes) ırmakları tarafından sulanan vadilerle yağmur sürekli ve toprak çok verimli idi. Dağlar ormanlarla kaplıydı. Sayısız kil yatakları vardı. Bu killerden kerpiç, tuğla, çanak ve kiremit gibi çeşitli eşyalar yapılırdı. Tmolos (Bozdağ) dağı üzerinde mermer yatakları bulunduğundan Lahit ve Yontu yapımında kullanılıyordu. Aynı zamanda Tantalos’un ilahi misafirlerine sunduğu bol çeşitte meyve; fındık, nar, elma, kestane ve ceviz gibi ağaçların yetiştirildiği Tmolos’da şarapçılıkta kullanılan üzümler de yetiştiriliyordu.

Yine bu dağdan toplanan safranlardan parfüm gibi lüks tüketim malzemeleri Lidyalıların dikkatini çekmiştir.

Mühür yapımında kullanılan koyu kırmızı bir çeşit quartz taşına ilk kez burada rastlanıyor”(KABAAĞAÇ, 1989: 203 ). Lidya krallığının zengin olmasının nedeni, çok miktarda bakır ve altın gibi değerli maddelerin bulunması idi. Bu olayın mitos’u şu şekilde anlatılmaktadır.

Frigya kralı Midas’ın her dokunduğu altın olmaktadır. Fakat bu onun yemek yiyemez oluşuna sebep olmakta ve her hareketini sınırlamakta idi. Bu gücünden kurtulmak için Tanrı Dionysos’un (Şarap Tanrısı) isteği üzerine Sardes yakınındaki Paktalos (Sart Çayı) ırmağında yıkanmasıyla bu güçün kendisinden gitmesine neden olmuş ve ırmağı geçince Paktolos ırmağının kıyılarında altın bulunmaya başlanmış.

Tarihçesi

Lidyalılar'ın kökeninin Anadolu'nun Tunç Çağına kadar gittiği bilinmektedir.
“Lidya’nın bu yöreye ilk varış tarihleri kesin olarak bilinmez. Bazıları Lidyalıların Tunç Çağının (i.ö. 2002) sonlarında Frigler ile aynı zamanda Anadolu’ya geldiklerini söylerler. Bazıları da Lidya dili ile Hitit arasında bir ilişki olduğunu ve Lidyalıların Batı Anadolu’ya 2. bin yılın başlarında gelip yerleştiklerinin savunurlar. Gerçekten de Lidya’nın çivi yazısı, Hitit Hiyeroglifleriyle ve Hititçe’si baş başa bir gelişim gösterdiği ortaya konmuştur. Bu nedenle Lidyalıların oturdukları yerlere 2. bin yıldan önce doğudan gelmiş Hint-Avrupalı olması çok olasıdır. Ancak bu bölgeye en azından kalkolitik çağdan beri oturan Anadolu bir halkın varlığını da unutmamak gerekir”(AKURGAL,1998: 42)

Heredotos’a göre ise, Lydia’da üç ayrı kral sülalesi, birbirini ardına hüküm sürmüştür. Altyadlar, Heraklid ya da Tylanidler, Mernodlara; Heradotos’un kendi kronolojisine göre ilk sülalenin 2. bin yılın ortalarına değin geri gitmesi gerekir. Ancak böyle bir sülalenin varlığı kesinlikle saptanmamaktadır. Fakat Herodotos’un anlattığı zamanı bilinmeyen sülalenin burada ilişiği olduğunu “kıtlık” zamanına denk geldiğini şöyle anlatır;

“Manes oğlu Atys zamanında kıyıcı bir kıtlık sarmıştı Lidya’yı. Bir süre dişleri sıkmışlar. Fakat kıtlık devam ettiği için her biri kendince bir çare sürmüşler ileriye. Zar, aşık ve top oyunları, tavladan gayri her şey o zaman ortaya çıkmıştır, zira Lidyalılar tavlayı biz bulduk demiyorlar. Bu oyunları bulduktan sonra açlıklarını bastırmak için yiyecek peşinde koşturmayı unutmak için iki günün birini oyuna veriyorlardı. Ertesi gün oyunu bırakıp yemek yiyorlardı. Ama kıtlık azalacağına, çoğalıyordu. Bundan kral Lydia’yı ikiye ayırıyor. “Kim kalacak, kim gidecek” diye kura çektiler. Tabii ki, kaderin kalmak için ayırdıkları yine kendi hükmü altında olanları idi. Göç edecek olanlara oğlunu veriyordu (adı Tyesenos’tur). Böylece ülkeden çıkmak üzere şehirden ayrılırlar. İzmir’e inerler. Yurt edinme çaresi peşinde kıyı kıyı dolaşırlar. Gemi yaparlar. Sonunda Umbrio’ya yanaştıkları güne kadar denizlerde gezdiler. Orada kent kurdular. Bundan dolayı İtalya’nın batı kıyısındaki Korsika ve Sardenya adaları arasındaki denize kralın oğlunun adından türeyen Trenyon Denizi denildiği rivayet edilmiştir”(HERODOTOS, 2000; 49).

Lidya Uygarlığı

Lidyalılar Anadolu’da ulaştırma işini (yollar ve yollardaki hanlar, hamamlar, kervansaraylar ve yedi beygir ahırları örgütleyerek) düzene koymuşlardır. Lidyalılar için “dünyanın en iyi kervansaray inşacıları” denmiştir. Sardes’ten Babylon’a oradan da Susa yolu ile Persepolis’e anlı şanlı kral yolu yaptırmışladır. (Bu yol 2000km. tutuyordu). Aynı zamanda Heredotos ve Ksenophanes, ilk sikkeyi Lidyalıların icat ettiğini söylerler. M.Ö. 560’larda ilk defa Kroisos’un darb ettirdiği altın alaşımlı elektron sikkesinde karşılıklı arslan ve boğa protomu vardır.

Magnesia’nın Oluşumu

Lydia’nın Kral Giges’in eline geçtiği tarihlerden,( İ.Ö. 7. yy.) önce kurulduğu anlaşılmaktadır. Eldeki bilgi kırıntılarından hareketle Magnesia Kentini kuranlar, bugünkü Yunanistan’ın Teselya bölgesindeki Pelion Dağı civarındaki yaşadığı bilinen Magnetler’dir. Proteos tarafından Troya Savaşına götürülen Magnetler. Batı Anadolu’ya göç ettiklerinde önce Menderes Nehri kıyısındaki Magnesia’yı, daha kuzeye giden diğer kol ise Sipylos Dağındaki (Spil Dağı eteğindeki) Magnesia’yı kurmuşlardır.

Lidya Uygarlığına Ait Eserler

Anıtsal Artemis Tapınağı ile birçok Lidya çağı mezarları ortaya çıkarılmıştır. Araştırmalar sonucu bulunan eserlerin bir kısmı İstanbul müzesine götürülmüş. Bir bölümü ise o tarihte Sardes’de kazı ekibince yapılan depo binasında bırakılmış, 1922’de oradan 56 sandık halinde Amerika’ya götürülmüştür. Halid Ethem Bey’in gayretiyle bir kısmı geri getirilmiştir.

Lidya Uygarlığına ait eserler,kaçak kazı yapanlar tarafından Amerika’ya satılmış,uzun süre izi kaybedilen eserler 1985 yılında New York Metropoliten Müzesinde ilk olarak sergilenmiştir. Bu tarihten sonra yapılan yoğun çalışmalar sonucunda,Karun Hazinesi olarak bilinen ve dünyada bir eşi daha olmayan eserler , 1993 yılında yurda getirilmiştir. Bugün Uşak Arkeoloji Müzesi’nde sergilenen eserlere olan ilgi oldukça azdır.

Frigya Uygarlığı Dönemine Ait Fotoğraflar
Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış.
Lütfen bekleyiniz...
Yorum yapmak için üye olmalısınız veya üst bardan üye girişi yapmalısınız.
Yorumunuz
olarak oturum açmışsınız. Çıkış?

1000
 

Bunları Biliyor musunuz?

Sponsor Bağlantı

Destekleyen Kuruluşlar
...
...
Sitemizi Paylaşın, tavsiye edin |