Site Üyeliği      Yeni Üyelik   |   Şifremi Unuttum
Dil seçiniz
Dil seçenekleri ile ilgili çalışma devam etmektedir.

Karaman
Tanıtım Portalı

GÖNÜLLÜLERİMİZ

Gönüllülerimiz
Arasına katılın!
Siz de gönüllülerimizden biri olup, ülke tanıtımına katkıda bulunabilirsiniz.
YORUMLARINIZ

Kent Hakkında Yorumlarınızı Bizimle Paylaşın!
Yorumlarınızı sitemizden bizlerle paylaşabilirsiniz.
E-DAVETİYE

E-Davetiye
Gönderin!
Dünyanın her köşesine e-davetiye göndererek şehrinizi tanıtabilirsiniz.
Sitemizi Tavsiye Edin, Paylaşın

Karaman şehri tanıtım portalı

Karaman ile ilgili aradığınız bir çok bilgiyi bu tanıtım portalında bulabilirsiniz. Karaman otelleri, Karaman turizm aktiviteleri, Karaman hakkında güncel haberler,Karaman fotoğrafları, Karaman yemekleri, Karaman şehrindeki kültürel etkinlikleri ve Karaman şehrindeki ilçeler hakkında doğru bilgiye bu tanıtım portalından ulaşabilirsiniz.
 
BUNLARI BİLİYOR MUSUNUZ?
Türkiye elma üretiminde Niğde’nin ilk sırada yer aldığını
Rehberlik | Karaman Rehberleri
 

Şehrin Efsaneleri

KARAMANLI YEDİ KARDEŞLER EFSANESİ


Bundan 800 yıl evvel Kızılgeçid’in (I) yukarı geçidinde, Şeyh Zekeriyya adında bir ermiş yaşarmış. Burada yaşayan gavurlar bu Şeyh’e çok eziyet ederlermiş. Onu bir gün kova kova, dere kenarının yukarılarında bir ine katmışlar. Ardından, inin ağzına çalı çırpı koyup ateşlemişler. "Yakıp kurtulalım" demiş gavurlar. Emme, Şeyh Zekeriyya adındaki büyük zat, elindeki asasını yere bir vurmuş ki... Bir gümbürtü olmuş ve su fışkırmaya başlamış. İn önündeki ataş söğünmüş.



Birgene kalesi (2) gavurları, Şeyh Zekeriyya ile başa çıkamıyacaklarını anlayınca onun gönlünü almak için, bir tekke, bir de su değirmeni yapıvermişler. “Sen burada, bu değirmenin başında otur, biz sana karışmayız.” demişler.



Karamanlı Mehmet Bey’in soyundan yedi gardaş varmış ki, bunlar Karaman’dan çıkmışlar. Ermenek, Gülnar, Anamur, Antalya-Silifke’ye kadar feth etmişler. Duymuşlar ki, Birgene kalesinde bulunan gavurlar, ora halkına zulmediyorlar. “Bu kaleyi alalım, ya müslüman olurlar, ya da kılıçtan geçiririz.” demişler.

Ayaş’ı almışlar, dağ yolundan Birgene kalesi önündeki Şeyh Zekeriyya’nın değirmen ve mescidine gelmişler. “Şeyh Zekeriyya Dede burada Birgene kalesi varmış. Demir kapılı, öter çanlı bu kalede gavurlar yaşarmış. Müslüman halka zulmederlermiş. Bu kaleye nasıl çıkıp, nasıl feth edeceğiz?” demişler.

Şeyh Zekeriyya : “Yedi at torbası ağaç çivi düzüp, kayanın kıble yüzüne çaka çaka merdiven yaparak, en önde büyük garadaşınız olmak üzere sıra ile çıkacaksınız. Ortaya varınca bir zımbırtı, gümbürtü duyacaksınız. Sakın arkaya bakmayın. Bakarsanız düşersiniz. Oraya çıkınca, ezan-ı Muhammedi’yi okuyun. Gavurlar korkularından şaşkınlığa düşüp, Birgene kalesini feth idersiniz.” demiş.



Yedi gardaş, yedi at torbası ağaç çivi düzüp, en önde büyükleri olmak üzere, çakarak çıkmaya başlamışlar. En küçüklerinin kalbi bozulmuş. “Gayaya hiç çivi geçer mi?” diyormuş kendi kendine. Kayanın tam ortasına vardıklarında, bir zımbırtı olmuş, küçük gardaş arkaya dönüp bakmak istemiş emme... Yuvarlanıp düşmüş ve parça parça olmuş.



Tepeye tırmandıklarında, bakmışlar ki, küçük gardaşları yok. En büyükleri, Ezan-ı Muhammedi’yi okumuş. Bunu duyan gavurların nöbetçileri, birbirlerine çarparak düşmeye başlamışlar. Bu sırada, Birgene kalesi önünde Kral’ın kızı un eliyormuş. Kral kızına aşık olan çoban, oradan geçerken, Kral kızına şu beyitleri çalıp söylemiş:



Gayacılar gaya keser


Gurumundan yiller eser


Gara köpek ganlar gusar


Vardır gral kızı, Karaman uşağı



Kral kızı babasına: “Baba bak, çoban ne söylüyor” demiş. Kral ise kızına, “Senin çobanda gönlün var. Ben çobanın dilinden anlamam, anlarsan sen anla” demiş.



Bu arada pek çok gavurlar korkularından ölmüşler. Böylece Birgene kalesini, Karaman uşakları feth etmişler.

Buradan kurtulan, kırk kadar kadın erkek, katır sığacak kadar bir mağara yolu ile, izleri süre süre demir kapıdan çıkmışlar. Karaman’ın Kızıllar, şimdiki adı ile Taşkale kasabasına yerleşmişler.



Son parağraftaki, izleri süre süre kaçışlarını, Taşkale'li öğretmen, M. Remzi Eryiğit babasından aktararak şöyle anlatır:



“Bu kırk kişi karlı bir günde kaçarlarken, tek sıra ile, önde gidenin bastığı ize, basa basa yürüyorlar, en sondaki adam da ilk başlatılan ize ters yönde basa basa ilerliyor.”



Bu kırk kişinin peşinde düşenler, iz karışıklığı sebebiyle, kırkların gittikleri yönden ters yönde araştırma yapıyorlar.”

 

YUMURTA EFSANESİ


Larende yöresi halkı, Karamanoğulları devrinde, Hakk’a hukuka saygılı, Allah katında duaları kabul olunan, salih kişilermiş.


İstanbul Süleymaniye Kütüphanesi Mahmut ağa bölümü 4603 no’da kayıtlı Menakıbname’de, büyük veli Şeyh Aliyüssemerkandi hazretleri Hicaz’da yaşadıkları devirlerde, birgün rüyasında Hz. Peygamber’i görür. Hz. Peygamber kendisine şunları söyler “Ehl-i Karaman bir bölük hayran, gözleri giryan, ciğerleri büryan, kaabil-i ıslah ve karib’ül salah mü’mindirler. Hakteala seni ol iklime rahmet ve ol iklime hidayet vermiştir.... “ sözleri ile Karaman’a gitmesini istemiştir. Peygamber’in manevi teveccühüne mazhar olan Karamanlılar, toplumları ve yöreleri için herhangi bir bunalım karşısında veya zamanın hükümetlerince Larendelilere askeri ihtiyaçlar yönünden, bazı ağır istekler için Larende’ye gelen memurların taşkın halleri görüldüğü taktirde, şimdiki hastahanenin bulunduğu arsadaki Büyük Kutbeddin Camiinde toplanırlar, burada Allah’tan gereken duada bulunurlar, böylelikle de çekindikleri afetlerden korunurlar veya kendilerine sıkıntı yapan memur herhangi bir hastalık ya da olay nedeniyle Karaman’dan çekilip gidermiş.


Fatih Sultan Mehmet Han’ın Veziri, Karaman düşmanı, Gedik Ahmet Paşa, Larende’ye gelerek, ordu için her evden birer yumurta vermelerini istemiş. Ve herkesin yumurtalarını belirtilen bir yere getirmeleri ilan olunmuş.


Her aile reisi, bir yumurta getirerek, söylenilen yere bırakıp gitmişler. Yumurtaların getirilmesinin arkası alındıktan sonra, güya Gedik Ahmet Paşa, Osmanlıların Larende’ye en yakın şehirlerindeki valiye, yumurtaların toplandığı haberini göndermiş. Ve yine güya oradan gelen cevapta da yumurtalara gerek kalmadığı bildirilmiş. Bunun üzerine Gedik Ahmet Paşa, ikinci bir ilan ile, herkesin yumurtalarını geri almalarını istemiş. Halk da gelip birer yumurta alıp gitmişler. Amma büyük yumurta getiren tesadüfen küçük, küçük yumurta getiren de büyük yumurta almış.


Birbirlerine hakları geçen Karaman halkının duaları o günden sonra Allah katında kabul olunmaz olmuş.

 

ATLASPUŞ SULTAN İLE HAMZA BEY EFSANESİ


Atlaspuş Sultan’ın türbesi, Karaman ilçe merkezi sınırları içinde ve Zengen köyünden Hacı Halil İbrahim Gerçekler’in evinin bitişiğindedir. Türbe taş duvarlarının bir kısmı halen ayaktadır. Türbede yalnız, adi sandukalı bir mezar vardır. Hiçbir yerinde kitabesi yoktur. Burada yatanın kimliğini halkımız arasında pek yaygın olan şu hikayeden öğreniyoruz:

 

Burada yatan Güves Bey’inin kızıdır. Karaman’ın çok namlı pehlivanı ve aynı zamanda bey olan Hamza Bey’e bu kız istenmiş. Babası vermemiş, nihayet Silifke Bey’i araya girerek babasını yumuşatmış. Güves Bey’i kızını vermek için bir şart ileri koşmuş.



---- Benim pehlivanımla güreşir ve onu yenerse kızımı öyle veririm diyerek şartını söylemiş.

Bu şart Hamza Bey tarafından memnuniyetle karşılanmış. Bir gün çay başında sofralar düzülmüş, yenmiş içilmiş. Halk ve davetliler hazırlanmışlar, güreş başlıyacakmış. Güves Bey’inin pehlivanı salına salına meydana gelirken, çayın kenarındaki bir kavak ağacını eliyle asılarak, yerden pırasa söker gibi sökmüş ve omuzuna alarak seyirciler önünde resmi geçite başlamış. Bu sırada Hamza pehlivan sahnede görünmüş, gitmiş Güves Bey’inin pehlivanının omuzundaki kavak ağacını alarak bir ok gibi, ta çayın öbür tarafına fırlatıvermiş.



Bu muvaffakiyet, halkı ve seyircileri coşturmuş, alkış tutmuşlar ve Hamza Pehlivan’ın galibiyeti ilan olunmuş,. Fakat Bey, kızını vermemekte hala ısrar etmeye başlamış. Kız ve annesi de Hamza Pehlivana gönüllü imişler.



Nihayet annesiyle birlikte kız, Hamza Pehlivana kaçmaya karar vermişler. Anlaştıkları bir gün beraberce kaçarak, Bahtım Dağı’nın önüne kadar gelmişler. Fakat Bey’in adamları da bu sırada arkalarından yetişmişler. Burada iki taraf kıyasıya bir mücadele vermişler. Atılan bir ok, Atlaspuş Sultan’a saplanmış. Klalbine saplanan ok onu ağır yaralamış ama, Güves Bey’inin adamları da Hamza Bey tarafından yakalanmışlar.



Kız ölmüş. Hamza Bey onu bu türbeye gömmüş, üstüne türbe yaptırmış, sandukasının üstüne atlaslar örtmüş

Güves Bey’inin yakalanan adamları da, Bahtım Deliği yanındaki mağaraya hapsedilmişler. Halen bu mağaralar, bu olaya izafeten Hamza Zindanları adı ile anılmaktadırlar.


(Not:Hikaye D. Ali Gülcan'dan alınmış ve kendi anlatımıyla aynen aktarılmıştır.)

 

ŞİKARİ TARİHİNDE GEÇEN BİR EFSANE

 

Ey bilüb okuyan! Bilesinki taife-i Yunan üç nevidir. Evvelki nev'i Batlamiyosî'lerdir. Dört yüz kişidir. Bunlardan evvel gelen Takyanus'dur. Bunlara baş olan Hermez hâkimdir. Ahiri İskender'dir. İkinci nev'i Yunan hakimdir. Ahirleri Eflâtun'u sâni'dir. Üçüncü nev'i Ebtahis'dirler. Ahiri Kay­serlerdir. Bunların tahtları Tarsus'dur; Yaylağı' Sis ve Lârende'dir. Ekseri Bulgar dağı'nda perveşir olmuşdur. Elkıssa, Râvi eyder : Tufâh'ı Nuh'dan sonra gelen Kınanus' dur, -Altiyü'z yaşında idi. ilmi hikmet'de efzunidi: Yirmi altı Peygamberce hizmet eylemişdir. İki" oğlu var idi. Birinin adı Hermez idi. Bunlar gelüb Diyair-ı Rum'u ve Mağribi gezdiler. Cümle halkı şekavet üzere göıüb istediler ki Hinde gideler, Hazreti Hızır bunları Kühi Bulgar'a çıkarub bir dağ yaruğundan içeri koyup bir bahçeye 'götürdü' ki abü hak ve bada nebat ve meyvesi hikmet üzere idi, Hızır bunlara nice ilim öğretti ve bu bahçede çok ilim tahsil ettiler kırk sene sakin oldular. Lârende'de bir şah vardı.Adına Şah Erisan derlerdi; Bunlar İdris Peygamber dinindeydiler. Namazı güneşe karşı eda ederlerdi. Bir doğuşta, bir batışında kılarlardı. Kışlakları Tarsus, yaylakları Karaman idi.


Meğer Mağribde bir taife var idi. Çımayur derlerdi.Âdem, şeklinde yüzü kıllı, gözleri çini, baştan ayağa sarı zağferan gibi, boyları altmış karış, dişleri ağızlarından birer karış taşra çıkmış hançer gibi idi. Birer tennure bağlanırlardı. Gayri esvap giymezlerdi Birer harbeleri var idi, taşa geçerdi. Mağribden çıkub, Diyarı Ruma gelüb zapt eylediler. Kimse cenge kadir olmadı. Erisan Şah cümle taifesin alub, yüz bin âdem ile Bulgar dağına çıkub öyle tedarik eyledi ki, gemiler düzüp cezirelere gideler.

 

Taifei Çımayur, Rum kavmin esir idüb kullandılar. Bunlar it gibi çiftleşirlerdi. Bir avrete yüzü aşardıKendi kızına ve oğlu anasına aşardı. Cimâa gayet mukayyed oldular, Allahü Tealâ bunlara bir maraz virdi ki, cümle*! cüzzam zahmetine uğradılar. Yirmi sene Diyarı rumda sakin oldular.

 

Esiran, Kalmon, Batlamiyos yüz bin er ile Çımayur taifesi ardlarından irüşüb azim cenk itdiler. Fakat hepsi esir oldular. Erisan Şah'ı helak eylediler. Kalmon'ı, Ballamiyos'u ahz idüb habs eylediler. Bu taife­nin beyine Recre derlerdi. Batlamiyos gördü ki bu taife ferenk hastalığına tutulmuştur. Batlamiyos, Recreye der ki beni serbest bırak, Bulgar dağı'na çıkalım, anda bir Ot vardır, alalım. Hastalığı Allah'ın izniyle iyi edeyim

 

Recre'e gelüb, Avdes Şah'a didi Şah bunları azad edip Bulgar'a çıkıp ol nebatı bülub tımar eyledi. Cümlesi iyi oldular. Cümlesin azad idüb Bulgar dâgı'nı mekan edinip güneşe karşı her gün ibadet ve tevhid ederlerdi. Sadadan alem güm güm güralerdi. Yirmi sene bu dağda ibadet itdiler. Burada bîr mağara var idi.îçinden su çıkardı, Batlamiyos ve Talmon her gün o mağa­raya gelüb, su çıkan yerde ibadet iderlerdi. Bir seher Bat­lamiyos yine ibadet etmeğe geldi. Gördüki bir ak sakallı adem oturmuş Allahü Tealâya niyaz ider. Batlamiyos gelüb, dizin öpüb Kinanos ahvalin sordu. Başından mürur iden ahvali hikâyet idüb Kinanos Batlamiyos'u alub su yaruğundan içeru koydu. Amma Batlamiyos paşmağm mağarada koyub yalın ayak gitdi. Bir göle çıkdılar, gölden bir bahçeye çıkdılar, hemen cennete benzer. Batlamiyos gelüb, Hermez ve Yunan'a buluşdu. Üç sene bunlar ile sakin olub her gün pinarın kena­rında ibadet iderlerdi. Bir gün Batlamiyos gezerken bir pinarın kenarında uyudu. Vakıasında bir ak sakallı pir, bir cam sundu, alub içdi, uyandı gördü ki, her ne kadar ot var ise kendine söyleyüb ben filâna dermanım didi. Batlameyos teaccüb idüb kalkub, Kinanos, pire gelüb vakıa kıssasın beyan eyledi. Pir şad olup eyder: «Ey Baltamıyos, ana can viren Hızırdır. Bihamdilİâh cümle hikmet sana keşfoldu» didi. Kırk gün dahi riyazet eyledi. Bir gün sehâr zamanında Hazreti Hızır gelüb çağırdı ki; «Ey Kinanos Şimdidengiru taşra çıkın. Allah'ın emri böyledir. Bat­lamiyos'u Padişah eyleyin„ didi. Yunan'ın eline bir kitab virdi. Îİmi hikmet beyân ider ve bir kadeh virdi, nuş itdi. Kitabın mefhumu beyan oldu. Bu kitab ile ilmi hik­meti Yunan bildi ve diğerlerine de bildirdi. Cümle Rum ve Mâğfîb ve Ermen ve Şam ve Arap ve Acem sekiz yüz sene bu lisanı söyleşdiler ve bu mezhebi ahz itdiler. Yunan dili, Yunan mezhebi oldu. Hermez hâkim’e dahi bir kadeh sundu, içdi ve gözüne bir sürme •çekti. Gözün açtı. Allahü Tealânın emrile perde kalkdi. Yerde ne miktar hazine varise bildi ve madenleri bildi.cinleri gördü ve dilin bildi, ilmi rasâd'i icad eyledi. Tılsım ilmin ve simya, kimya ilmin bildi, Batlamiyosa ilmi hikmeti bildirdi. Bunlar andan sonra mağaradan taşra çıktılar.

 

Batlamiyos gaib olub, Kalmun gelüb, mağarada paşmağın bulub, kendin bulmayub üç sene ağlardı.

Her gün su kenarında ibadet idüb, karındaşın anıb ağlardı-Bir gün Kalmun mağaraya gelüb gördüki, dört âdem ibadet içler. Bir pir gördü. Yanında Batlamiyos'u görüb feryat idüb, seğirdüb, bağrına basub ağladı. Halin hatırın sordu Macerayı ve pirin kim idügin ve oğul­ların bildirdi. Kinanus ve Yunan Hermez'i alup Çımayur taifesin arasına görürdü. Yüz kırk bin âdem idi. Bunlar Yunan'in mezhebin kabul itdiler, ve kitabında beyan olu-nan lisanı söyleşdiler. Bir rivayet dahi budurki, Çimayur taifesi bizim lisanımız bilmesün didiler. Yunan bir dil, pey­da eyledi.

 

Çımayur taifesinin elinden halk aciz kalmışlardı. Eğer avretleri ve eğer oğulları ve eğer kenduları hizmet iderlerdi. Aşikâre cima iderlerdi. Şeriat, tarikat bilmezlerdi. Yunan zuhur idüb, Rum ve Mağrib ve Ermenistan kavmi didiler ki, «üç pir zuhur eylemiş', kavmi ve mezhepleri var imiş» deyüb, cümle firar idüb geldiler. Altı kere yüz bin âdem birikti. Yunan mezhebin hepsi kabul ildiler. Yunan lisanın söylediler, Batlamiyos bun­lara Şali oldu. Hermezi ve Kalmon'u vezir eyledi. İbadet böyle idi ki, günde dört kerre bölük bölük olup ibadet ve tevhid iderlerdi. Bir akşam, bir sabah namaz kılarlar İdi. Güneşin doğuşuna karşı. Bulgardan inüb Tarsus'u taht eyledi. Misis şehrinde azîm cemiyet eylediler. Altı kerre yüz bin er cem olup cümle Yunan mezhebi üzre ibadet eylediler. Hazreti Adem'den kendularının zamanına ge­lince ne kadar Peygamber geldi ise iman getürdiler. Hermez yerin dibinde ne kadar define var ise hep çıkarıp bunlara bezl eyledi, öyle gani oldularki altun,gümüş giydiler.

 

Bir gün altı kerre yüz bin er Batlamiyos'un başına toplanıp didiler ki: <> Hermez ve Yunan eyder: Ya nice edelim, bir alay zalim, din ve iman bilmezler her birisi bir batman taş atarlar Rum taifesi onlara takat getiremez. Hermez eyder: Cümle askerimizi cem idüb, Larende sahrasına varalım. Inşaallali ben onlar ile cenk ederim. Cümle altı kerre yüz bin er cem olup Larende sahrasına kondular.

. .

Çimayur'a haber irişdi ki, "Rum kavmi sizin ile cenge geldiler, Üç yüz bin Çimayur cenge hazır oldu­lar. Her biri bin batman taş atardı, Atlmış arşın kamet, çekerlerdi, ikişer batman demirden birer harbeleri var? idi. Bir danesi cümle Rum askerin kırmağa kadir idi.

 

Hermez hâkim’e didilerki: «Çirpayur kav­minden kırk kimse gelse altı kerre yüz bin Rum askerin dağıtır». Hermez, Batlamiyos'a eyder: «Anlarla ben söyleşi­rim, sen askerinle sefada ol». Çimayur kavmi üç yüz peh­livan cem idüb gönderdiler. Serdarlarına Cablus dirlerdi. Altmış arşın kamet çekerdi. Hasılı kelâm bu üç yüz Çimayur Rum askerinin üzerine gelüb, birisi şöyle çağırdı ki, yir göğ zelzeleye vardı. Biri bir taş atdı, se­kiz yüz adem helak oldu. Batlamiyos ve Yunan ve Her­mez ve Kalmon ve Kinanus askerden taşra çıkub, karşu vardılar. Simya kuvvetile bunların her biri öyle büyük: göründüler ki, her biri yüz seksen arşın kaddü kamet çeker. Birisinin budu yüz Çimayur göğdesince göründü, şekilde div şeklinde göründüler. Çımayurlar bu beş kim­senin mahabetine takat getiremeyüb firar itdiler, gelüb Şahlarına haber virdiler Çimayur şahı emr eyledi. On dört kere yüz bin Çimayur cem oldu. O gice şehri birakub, Rum askerin üzerine geldiler. Gördüler ki, bir azîm sahra, bir büyük su akar. Rum askeri şark canibine, bunlar garb tarafına konub, suyun arzı gayet büyük olmakla geçilemey'üb sabah oldu. Azîm cenk eylediler. Akşam oldu, Rum askeri mürur idüb, Sis sahrasına irişdiler.

 

Çimayur kavmi askerin firarin gorüb, menzilbe menzil ardlarınca kovub Sis sahrasına mukabil olub,yirmi gün cenk eylediler. Hermez kırk bin âdem alıkoyup,Batlamiyos'ı ve, Yunan'ı ve, Kalmon'u ve Kinanus piri,beş kerre yüz bin askerle Rum'a gönderdi. Bunlar gelüb kimi Larende''de, kimi Tarsus'da, kimi Mağribde sakin oldular Batlamiyos Lârende'ye geldi: Kalmon, Tarsus’da sakin oldu.Yunan Hâkim Konya'ya gitti.

 

Hermez simya kuvvetile kırk bin âdemi altlı kerre yüz bin âdem mikdarı gösterüb, Çimayur'u on dört kerre yüzbin er ile kovub, Semle Sahrası'na götürdü. Ol gice Hermez Rum askerin alub Rum'a kaçdı. Çimayurlar yine artlarınca gitmek dileyub yürüdüler. Kum deryasına gark olub helak oldular.

 

Hermez Lârende'ye gelüb, Diyarı Rum ve Mağarib ve Ermen'e Ballamiyos Şah oldu. Yunan hakim dilin söylediler. Yunan mezhebin atız ildiler. Çok tılısım bağladılar. I Minikler ki: Konya'yı, Lârende'yi, Tarsus'u, Silifke’yi, Misis'i Antalya'ya varınca, Yunan ilmi hendese ve ilmi rasad kaidesi üzere bunlar bina eyledi. Yunan hâkim neslinden dört yüz hâkim geldi. Ahiri Eflâtun'u Sânidir. Batlamiyos neslinden dört yüz hâkim ve hem Padişah geldi. Ahiri İskender’dir. Cümle hükemaya serdar olan Hermez hâkimdir. Danyal ve Camasb bunun evlâdındandır. Kinanus cümle adamı ile Bursa'yı mamur eyledi. Parsi'den galatdı. Aristo,Yusanus, İlyanus, Herekil bu nesilden geldi. Bun­lara Ebtahiler dirler.

 

Baltamiyos Şah olub, cümle ErMen diya­rın ve Rum diyarın zapt eyledi. 0l kadar define ve maden çıkardı ki, cümle askeri altın, gümüş giyerdi. Yüz on yıl padişah oldu. Andan vefat idüb, yetmiş yıl Yunan hâ­kim Şah oldu. Kuvvet bulub on dört pare şehir bünyâd eyledi İstanbulda sakin oldu. Hemân bir kasır bünyad eyledi. Konstantin anın evladından geldi. Yunan vefat edip İstilan Hâkim yerine Şah öldü. Larende’de oturdu. Batlamiyos oğlu Emtar'ı vezir eyledi. İstilân dahi vefat edip, oğlu Kıtanus Şah oldu. Hermez sağ idi. Vezir idüb Antalya'yı ol bina eyledi, anı taht idindi. Batlamiyos oğlu Emtar vefat idüb, oğlu Kıtas'a Tarsus'u verdi. Kâh Larende'de, kâh Silifke'de oturdu. Antalya'da Kisanus vefat edince yerine oğlu Mısrayim Şah oldu.

 

Tarsus’ta Kitanus ölüp, Iskilan yerine şah oldu Mağrib'e varınca hüküm eyledi. Iskılan Dadnus'un Rum namında bir oğlu kaldı.Antakyada'da Şah olub, asker cem idüb, Aceme varınca hükm eyledi. Erzurum şehrin mamur itdi.

 

Tarsus'da Saklanus Kınus Şah oldu. Azim asker cem idüb, Erciyaş dağı'nın dibinde Rum'la azim cenkeyledi, son sulh oldular. Kınus Silifke'yi azim şehir eyledi. Vefat idüb Oğlu Ümran yerine Şah oldu. Cümle diyari Rum'a hükm eyledi.

 

Râvi eyder : Hermez sekiz yüz sene yaşadı. Sis şeh­rinde sakin oldu. Câmasb hakim zamanına irişdi. Danyal kırk yıl hidmet eyledi. Hermez hükemanm ulusu idi, Talimon Şah oğludur. Calinus şakirdidir, frerık taifesindendir. Talinus oğludur. Dakyanus zuhur, idüp Tarsus şehrin taht idüb, yüz otuz sene Şah oldu. Talimon'u ve Calinus'u vezir eyledi. Kınanus'u vezir eyledi. Çok as­kere malik olub Tanrılık davasın eyledi. Asker çeküb Silifke'ye gelüb, Ümranı tutub habs eyledi. Arzı Rum üzerine vardı. Rum firar idüb, İstanbul'a varub, şehri mamur idüb, mekân idindi. Dakyanus ile sulh oldular. İki yüz yıl Şah oldu. Cümle Rum ve Yunan'ı zabt eyledi. Dimeşk, Mağrib, Ermen ve Frenk'i zabt eyledi. Calinus oğlu Talinus ve Kınanus'u, 'bunları vezir ve hakim eyle­di. Rum İstanbul'da vefat edip, oğlu İlyanus, Şah öldü. Vezirine İlyas derlerdi. Yunan mezhebin tutarlardı.

 

Dakyanus cihanı Fravin gibi dalâletle dol­durdu. Her kande gitse bin katır altun çekerdi. Bir kemer yaptırmışdı. İki yüz batman bir taşı muallâk zincirle asmıştı. Bir âdeme siyaset itmek dil ese taşın altına getirüb taşı kemerden salıvirirlerdi, inüb helâk iderdi.

 

Bursa'da Kınamış hakim oğlu Sehmi Şah idi. Dakyanus'a âsi olub, Dakyanus asker gönderdi, boz­dular. Helak itmek için kemerin altına götürdüler. Dakİlyanus adalet idüb Umran'ı habsden çıkarub azad edip yine Silifke diyarın deniz kenarında Olan kalalarla hep ona virdi. Cümle Rum ve Mağrib ve Ermen ve Dimeşk yine Yunan mezhebin tutdular. îlyanus askeri İstanbul'da sakın idi. ümran çok yaşadı.İlyanus vefat edince , oğlu Miton Şah oldu. Mısır kavmile azim cenk eyledi.On bir sene hükm eyledi. Vefat idüb oğlu Firuz Şah oldu.Bu dahi ehli hikmetdendir.Bunun zamanında Acem'de Kerasb Padişah idi. Câmasb anın ve- Buhtunnassar seraskeri idi. Buhtünnasar, Büstana gelüb cenk ettiği vakit Rum Şahı idi. Hasılı vefat idüb oğlu Mısrayim Şah oldu. Bunun zamanında Acem askeri gelip,zebun olup, haraç virdiler. İskenderun'a gelince.Hâsıl Mısrayim vefat idüb Nevruz’u Şah eylediler.

 

Nevruzdan sonra Rum Şah oldu. Andan sonra Milton şah oldu. Bundan sonra yine Mısrayim Şaho oldu, Bundan sonra Filikos meşhurdur, bunun oğlu Iskender-iZülkarneyndir.

 

Cümle âleme hükm eyledi. Kavmi Yunan İskender'de münkati oldu. Bunlardan sonra Ebtahilerdir.

Kalanlar Sokrat ve Bokrat dört yüz hâkimdir. Yunan Hâkim evladındandır. İskender Batlamiyosilerdendir.

 

 

(Not: Efsane Karamanoğulları'nın tarihini efsanevi bir dille anlatan "Şikari Tarihi" isimli kitaptan sadeleştirilmeden alınmıştır.)


Şehrin Efsaneleri etiketleri
Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış.
Lütfen bekleyiniz...
Yorum yapmak için üye olmalısınız veya üst bardan üye girişi yapmalısınız.
Yorumunuz
olarak oturum açmışsınız. Çıkış?

1000