Site Üyeliği      Yeni Üyelik   |   Şifremi Unuttum
Dil seçiniz
Dil seçenekleri ile ilgili çalışma devam etmektedir.

Çorum
Tanıtım Portalı

GÖNÜLLÜLERİMİZ

Gönüllülerimiz
Arasına katılın!
Siz de gönüllülerimizden biri olup, ülke tanıtımına katkıda bulunabilirsiniz.
YORUMLARINIZ

Kent Hakkında Yorumlarınızı Bizimle Paylaşın!
Yorumlarınızı sitemizden bizlerle paylaşabilirsiniz.
E-DAVETİYE

E-Davetiye
Gönderin!
Dünyanın her köşesine e-davetiye göndererek şehrinizi tanıtabilirsiniz.
Sitemizi Tavsiye Edin, Paylaşın

Çorum şehri tanıtım portalı

Çorum ile ilgili aradığınız bir çok bilgiyi bu tanıtım portalında bulabilirsiniz. Çorum otelleri, Çorum turizm aktiviteleri, Çorum hakkında güncel haberler,Çorum fotoğrafları, Çorum yemekleri, Çorum şehrindeki kültürel etkinlikleri ve Çorum şehrindeki ilçeler hakkında doğru bilgiye bu tanıtım portalından ulaşabilirsiniz.
 
BUNLARI BİLİYOR MUSUNUZ?
Eskişehir’in içinden geçen Porsuk Çayı üstünde,teknelerle taşımacılık yapıldığını ve dev bir korsan gemisi bulunduğunu
Rehberlik | Corum Rehberleri
 

Şehrin Kültürü

DİL

Çorum Ağzı

Çorum ağzının, fonetik bakımdan batı şivesine (bu günkü İstanbul ağzına) uymayan çok sayıda farklı kelimeleri vardır.Bu kelimeler ait oldukları gruplarda toplayarak köklerde,eklerde,fiillerde göze çarpan hususiyetlerini görmek mümkündür.

 

•Ünlüler

a:e: Dene-tane, ecik-azıcık, meşrebe-maşrapa, Madeniz-maydanoz, emme-ama, eyvaz-üvey

a:ı: Kahırdak-kıkırdak,

a:o: Fiston-fistan

e:i: lalin-lalın, ilahne-lahana, iyer-eyer, özeni özeni-özene özene, neni-ninni, heşle-hiçle

e :ü: eyvaz-üvez

e:o: dorotu-dereotu

e:u: doruotu-dereotu

u:ü: gul-gül, gucele-güçlükle

u:ı: punar-pınar

 

•Ünsüzler (Sessiz Harfler)

Batı şivesindeki bazı ünsüzlerin Çorum ağzında değiştiğini görüyoruz.

b: p: Biş-piş, Bek-pek

b: m: balak-malak, minbar-mumbar

b:l: iskembe-iskemle

ç: ş: heşle-heçle-hiçle

d: z: merzuvan-merdiven

d: t: dene-tane

k: h: yıyhan-yıkan, çıh-çık, ohu-oku

s: z: zabah-sabah

v: f: alaf-alev

r düşmesi : bi-bir , aslan-arslan, getidim-getirdim, sona-sonra, geti-getir

 

HAYATIN DÖNÜM NOKTALARI

 

1-Düğün Adetleri

Evlenme adetleri merkezde, ilçe ve köylerde farklılıklar genel olarak birbirine yakın özellikler taşımaktadır. Büyük ölçüde azaldığı gözlense de çoğunlukla evlilikler “görücü usulü” yapılmaktadır.

Evlenme İsteğini Belirtme

Evlenme çağına gelen gençlerin eş seçiminde ailelere önemli görevler düşmektedir.Evlenmek isteyen oğlan bu durumu annesine söyler.Oğlanın annesi oğlunu evlendirmek üzere araştırmalara başlar.İstenecek kız aile tarafından bulunup,beğendirildikten sonra oğlan’da kız evine götürülür ve kız gösterilir.Eğer oğlan beğenirse kız evine haber gönderilip fikirleri sorulur kızı istemeye gelecekleri haber verilir.Kız evi de kızlarının ve birbirlerinin fikirlerini aldıktan sonra söz kesme (kahve içme) tarihi belirlenir.

 

Dünürlük ve Şerbet İçme

Çorum’da söz kesmenin diğer bir adı “kahve içme” veya “şerbet içme”dir.Söz kesmeye giden erkek tarafı yanlarında kahve, kuru yemiş, şerbet,tatlı, şeker götürürler.Her iki tarafta birinci derece yakın akrabalarına haber verir.Dünürcüler bir kez daha “Allah’ın emri peygamberin kavli üzerine” kızlarını oğullarına istemeye geldiklerini söylerler.”Evet” cevabı alındıktan sonra kahveler içilir,hoca dua eder.Gelenlere şerbet,kuru yemiş,şeker ikram edilir.Oğlan ve kıza söz yüzükleri takılır.Nişan tarihi kararlaştırılır.

 

Nişan

Nişan çoğunlukla cumartesi veya pazar günü kız evinde yapılır.Akraba veya komşulara ağızdan veya kartla haber verilir.Eskiden bu işi yaşlı kadınlar yapar ve bunlara “okuyucu” denirdi.Bu kadınlara evlerden yağ, un, bulgur, yazma gibi hediyeler verilirdi.Nişandan bir gün önce erkek evi kız evine baklava, et, kuruyemiş, şerbet ve kızın nişanda giyeceği kıyafeti gönderir.Nişan günü kız evinde gelenlere yemek verilir.Gelenler kıza takı takarlar.Kaynana tarafından yüzüğü takılır.Nişanlılık süresinde bayram ve ya Hıdrellez günleri olursa hediyeler gönderilir.

 

Düğün

Nişan ile düğün arasındaki zaman erkek ve kız tarafının durumlarına göre değişir.Bir hafta önce hazırlıklar başlar.Kız ve düğün için gerekli olan eşyaları almaya çarşıya çıkılır,buna “pırtı görme” denir.Ayrıca kızın annesine “ana donluğu”,kardeşlerine “kardeş yolluğu” denilen hediyeler alınır.Amaç onların da gönüllerini almaktır.

Düğün başlamadan komşuların da yardımıyla iki taraf yemeklerini pişirirler.Düğünde damat en yakın iki arkadaşını “sağdıç” seçer.Sağdıç damatla ilgilenir ,onun işlerini yapar, ihtiyaçlarını karşılar.Düğünler cuma akşamı başlayıp pazar akşamı biter .Ayrıca yine oğlan ve kız evleri kendilerine birer “kahya” seçerler.Kahya düğün boyunca gelen misafirler,davul ve zurnacının ihtiyaçlar,yemeklerin dağıtımıyla ilgilenir.Bunun dışında erkek evinde bir de “bayraktar” seçilir.Bayraktar kınacı giderken ve gelin alınmaya giderken önde bayrağı tutar.Cuma akşamı erkek evinde bir tavuk kesilip bayrak takılmasıyla düğün başlar.Yakın akrabalar o gün iki tarafa da “hayırlı olsun” demeye gelirler.Ayrıca kız evi de erkek evine hayırlı olsuna gider.

 

Kına Gecesi

Cumartesi günü kız evinde herhangi bir saatte “kına yürütme” yapılır.Erkek evi iki veya üç kadını yanlarında bir erkekle kız evine “kınacı” olarak yollar.Bunlar yanlarında kına, kuru yemiş, et, börek, tatlı kızın gelinliğini götürürler.Yine duruma göre kızın kınada giyeceği kıyafeti de erkek tarafı alıp götürebilir.Ayrıca davul ve zurna da kınacılarla gider.Gelen kınacılara yemek verilir.Kınacılar kızı giydirip süslerler, kızı ortaya getirip oturturlar,yüzüne allı bir yazma örterler, kına türküleri ve ilahi okurlar.Kızı ve orada bulunanları ağlatırlar.Bittikten sonra kızın avucuna para veya altın konup kınası yakılır.Orada bulunanlara da bu kınadan dağıtılır.Arkasından kuru yemiş ve limonata ikram edilir. Kız annesinin elini öper ve sarılıp ağlaşırlar.

Kına bittikten sonra davul ve zurnayla halay çekilir.Gelen kınacılar o gece kız evinde kalırlar ve bunlara “gelinin yengeleri” denir.Kızın en yakın arkadaşları da o gece kızın yanında kalırlar.Yengeler kıza gece yatarken yine kına yakarlar.O gece sabaha kadar uyumamaya gayret edilir.Uyuyanlara çeşitli şakalar yapılır.O gece erkek tarafında da damada kına yakılır.Kınadan önce kız tarafı oğlana evine “damat bohçası” denilen damadın düğünde giyeceği kıyafet,pijama,cüzdan çorap,saat gibi şeyler bulunur.

 

Gelin Getirme

Pazar günü kız evinde vedalaşmalar olur.Kız gelinliğini giyip bekler Erkek evinin büyük bir kısmı kayınvalide hariç gelini almaya gider.Bu sırada kız evinin kapıları kilitlenir.Düğünün kahyası gelip kapıyı tutanlara bir miktar para verir kapıyı açtırır.Gelinciler içeri girip, geline bakarlar.Gelinin ağabeyi veya erkek kardeşi kırmızı kuşağı dualar okuyarak gelinin beline üç kez dolayıp takar.Gelin bir kolunda babası, diğer kolunda damat ile evden çıkar.Bu esnada kızın çeyizi de taşınmaktadır.Dualar okunup gelin arabaya bindirilir.gelin alayı dolaşarak erkek evine gelir.Oğlan evine gelindiğinde kayınvalide gelinin önünde çömlek kırar; gelinin bütün kötü huyları böyle kırılsın diye,başından kuru yemiş, şeker,bozuk para atar;bereketli olsun diye,kapının girişine yağ sürdürülür; evine yağ gibi sıvansın diye.Ayrıca gelin evinden çıkıp erkek evine gelene kadar yengeler ellerinde bir ayna tutarlar;gelinin bahtı açık olsun, gelen kötü bakışlar aynen sahiplerine yansısın geline değmesin diye.

 

2-Doğum Gelenekleri

Çorum’da doğum olayına büyük önem verilir. Çocuğu olmayan kadınlar, yatırlara, tekkelere giderek adaklar adar, dilekte bulunurlar.

Hamile kadının karnının sivriliği olan yaygınlığı, kız doğuracağına yorulur. Hamile kadın göğüslerine süt geldiğinde bir bardak suya sütünden damlatılır. Sütü sağılmazsa bebeğin oğlan, dağılırsa kız olacağına inanılır.

Doğan çocuğun göbeği kurutulduktan sonra saklanır. Çocuklar ilk altı ay tam, sonra yarım kundaklanır. Yörede bebeğin altına konan toprağa “Öllük” adı verilir.

Çocuk kırklamadan dışarıya çıkarılmaz. Konuşamayan çocuklar, Kapalı Dede’ye götürülür. Buradaki kazanın kapağından çocuğa su içirilir. Dilaltı varsa Karaözler Ocağı’nda kestirilir.

Çok ağlayan ve uyumayan çocuklar Dut Dede’ye götürülür. Oradaki taşa bağlanarak bir süre yalnız bırakılır. Taştaki oyuğa üç mum dikilir.

Sürekli öksüren çocuk üç kez öksürük deliğinden geçirilir. Öksürük deliği büyük bir taşın oyulmasıyla meydana gelmiştir. Çocuk bu delikten geçirilmeden önce taşın çevresine arpa serilir.

Karnı çok şişen çocuklar Kerebigazi’ye götürülür. Karnı türbenin kapısına ya da taşına sürtülür. Çeşmenin suyundan içirilir.

Delilik belirtisi gösteren çocuklar, Aptalata köyündeki yatıra götürülür. Başına yatırın sarığı giydirilir. Ve direğe bağlanarak 2-3 saat bırakılır.

Çocuğun ilk dişi çıktığında “diş hediği” yapılır. Gelenlere kaynatılmış buğday, kuru yemiş ve yaş meyve sunulur. Kaynatılmış buğdayın 32 tanesi bir ipe dizilerek çocuğun boynuna takılır. Gelen misafirler çocuğa hediye getirir.

Çorum’da çocukla ilgili geleneklerden biri de “beşik kertmesi” denilen beşikte nişanlanma olayıdır.

 

BAYRAMLAR-TÖRENLER-KUTLAMALAR

Hıdırellez Geleneği

Çorum bölgesinde, Hıdrellezin Hızır Aleyhisselam ile İlyas Peygamberin buluştukları gün olduğu inancı vardır.

 

İl’ de hıdrellezin gelişi sevinçle karşılanmaktadır. Çünkü kışın bittiğine, yazın geldiğine, bolluk ve bereket dolu günlere ulaşıldığına inanılır. Bu nedenle yazın başlangıcı sayılan 6 Mayıs hıdrellez gününde bir bayram sevinci yaşanır. Hıdırlık, Erzurum Dede, Sıklık Boğazı, Bağlar en çok gidilen yerlerdir.

 

Buralara gitmek için bir-iki gün önceden hazırlık yapanlar vardır. Hazırlık olarak yeni giysiler hazırlanır; çörek, börek, yaprak dolması, bulgur kaynatması yapılır. Birlikte yenilir, içilir. Genellikle genç kızlar arasında dalya, atlankaya ve okkel oyunları oynanır. Erkekler bu eğlencelere katılmazlar.

Hıdrellez gecesi veya günü arzulanan dileklerin gerçekleşmesi için dualar edilir.

 

Çorum Uluslararası Hitit Fuar ve Festivali

Ulu önder Atatürk’ün doğumunun 100.yılı nedeniyle ilk defa 1981 yılında başlatılan Çorum Hitit Festivali,ilimizin sosyal, kültürel, ekonomik hayatına canlılık ve yeni boyutlar getirmesi, Çorum’daki uygarlıkların tanıtılması, turizm potansiyelinin oluşturulması, sosyal barışın kuvvetlendirilmesi ve son yıllarda gelişen Çorum sanayisinin yurt içinde yurt dışında tanıtımının sağlanması amacına yönelik olarak , her yıl Temmuz ayının ilk haftasında periyodik olarak düzenlenmektedir.

 

Kargı Panayırı

Panayırın ne zaman başladığına dair bilgi mevcut değildir. Ancak 1938 yılına kadar, Kargı Yaylası’nda eski adıyla “Ayın-Oyun” bugünkü adıyla eyinönü denilen alanda yapılmaktadır. Düz ve geniş bir arazi parçası olan bu alan, Kastamonu-Taşköprü-Tosya , Sinop-Boyabat, Osmancık ve Kargı merkezlerinin birbirlerine bağlandığı bir kavşak konumundadır. Eğinönü söz konusu merkezler arasında ticaret sağlayan güzergah olması dolayısıyla da önemini hep korumuştur.

Kargı panayırı kasım ayının ilk haftası yapılmaktadır. Buna mukabil ayın-Oyun Panayırı olarak bilinen Eğinönü’de yapılan panayırın eylül ayının sonlarında yapıldığı söylenmektedir. Ayın-Oyun panayırı iki hafta sürmektedir. Kargı’nın yanısıra Boyabat-Sinop, Kastamonu, Taşköprü, Tosya, Osmancık ve İskilip yörelerinin katılımıyla panayır kurulurdu ve devam ederdi.

İlk hafta esnaf, zanaatkar ve tüccarlar mallarını alıcının beğenisine sunarlardı. Panayırda yapılan alış verişin en önemli güzelliği satılacak malın fiyatına sınırlama getirilmemesidir. Mal sahibi istediği fiyattan malı satar.

İkinci hafta “Çobanlar Panayırı” olarak adlandırılır ve daha çok hayvan panayırı özelliği taşırdı. Bir hafta boyunca hayvan sahipleri hayvanları pazarlama imkanı bulurlardı. Ayın-Oyun Panayırı’nda yapılan sportif faaliyet ata sporumuz cirit idi. Yakın çevreden bir araya gelen takımların yaptıkları müsabakalar oldukça iddialı geçer ve panayıra ayrı bir özellik katardı. Kargı Panayırı’nın Eğinönü’nden Kargı’nın merkezine alınması 1939 yılında olmuştur.

Panayır Kargı’ya Akyokuş denilen bugünkü Cumhuriyet İlköğretim ,Okulu’nun bulunduğu alanda kurulmaya başlamıştır. Sonraki yıllarda İnönü (yanyol), Yayla Sokak ve Karaoğlanoğlu caddelerine taşınmıştır. Panayır hayvan pazarı ve eğlenceye dönük faaliyetlere kin pazarı denilen alanda yapılagelmiştir.

Cumartesi günü cirit yerine at yarışları ; Öğleden sonra da çeşitli koşu türü sportif yarışmalar, sanatçıların verdiği konserler yer almaktadır.

Pazar günü ise güreş müsabakaları yapılmaktadır. Cumartesi ve Pazar günü yapılan etkinlikler Kargı Çayırı’nda yapılmaktadır.

Ayrıca Kasım ayının ilk haftası düzenlenen panayır, ekonomik ve sosyal açıdan ilçe için büyük önem taşımaktadır. Panayır dönemine kadar, ilçe ve köylerinde hasadı yapılan başta pirinç, bamya, tulum peyniri gibi İlçemize özgü ürünler tanıtılmakta ve pazarlanması yapılmaktadır.

 

İNANIŞLAR

Çorum İli İskilip İlçesi Yağmur Duası

Türkmenlerin eski dini inanışıyla İslam inancının yoğrulmasından ortaya çıkmış geleneksel bir kültür, sosyal bir etkinliktir. Batı Anadolu’dan Doğu İskilip’te yaygın ve düzenli bir şekilde tertip edilen yağmur duası törenleri ibadet olmakla birlikte, diğer ibadetlere kıyasla toplumsal bir organizasyon niteliği taşımaktadır. Birkaç şekilde yapılan dualar şu şekildedir.

 

Uğurlu olduğuna inanılan 1300 ile 1500 metre yükseğindeki dağa DEVE kurban etmek için çıkılır. Bu dağ, o bölgede YÜCELİK ifade eder. Örneğin İskilip yöresinde bulunan 1350 metre yüksekliğindeki Deveci Dağına çıkılır. Kuraklıkta halk arasında “Deveci Dağı deve istiyor”yorumları yapılar. Büyük bir katılımla, dualarla deve kurban edilir. Hoca, dağda bulunan yüksek bir kaya parçasının üzerine çıkar. Uzun ve siyah cübbesini ters giyer, normal ibadette yapılan duanın tam aksine ellerini yere doğru ters çevirir. Katılanlar da hocanın yaptığını yaparlar. Dua ederler. Törenler coşkulu geçer.

Diğer bir şekilde; yağmur duasında bazı kaynaklara göre 7l, bazı kaynaklara göre de 7l bin taş sayılır. (Orta Anadolu’da 7l bin taştır.) Bilindiği gibi İslam öncesi Türk inanışında kutsal “Yada” veya “Yeşim” taşından bahsedilir. Bu taşlar alaları temsil eder. Hoca her bir taşa okur, üfler ve bir kenara koyar. Tamamlandıktan sonra bu taşlar bir torbaya konulur ve herhangi birisi tarafından suya atılır. Sihirli ve uğurlu olan bu taşlar yağmurun yağışına vesile olur, bolluk ve bereket getirir. Yağmur suları dağ ve dere eteklerine de birikerek gelir. Eğer yağmur çok yağar da zarar verir hale gelirse evlerde, mahallelerde, sokaklarda, baltanın keskin tarafı toprağa saplanır. Bu şekilde yağmurun şiddetinin azalacağına inanılır.

 

KÖY SEYİRLİK OYUNLARI

 

1-Deve Oyunu

Günümüzde Anadolu’nun diğer yörelerinde olduğu gibi Çorum’da da Köy Seyirlik oyunları yok olmuştur. Çorum’da en çok rastlanan köy seyirlik oyunu “Deve Oyunu”dur. Devenin boynuna bağlı olan ipi tutan “deveci “ oyunu yönlendirir. İki “Papaz”. bir “Muhtar” ve “köçekten” oluşan oyuncular (güya) köyde düğün olduğunu duymuş ve gelmişlerdir. Amaçları köylüyü ev ev dolaşıp düğüne davet etmek ve köylüyü eğlendirmektir. Köçek hariç bütün oyuncular karalara boyanmıştır ve sakalları vardır. “Deveci başı “ bir eşeğin üzerindedir ve deveyi bir iple tutmaktadır. Köçek deveci başının kızıdır. Ve aslında papazların görevi kızı seyircilerin tacizlerinden ve kaçırma girişimlerinden korumaktır. Ama papazlarda fırsat bulduklarında kızı kaçırmaya çalışmakta ve birbirleriyle kavga etmekte ellerindeki sopaları birbirlerine ve kızı kaçırmaya çalışan seyircilere vurmaktadır. Bu arada köçek oynayarak köylüyü eğlendirmektedir... “Muhtar” bunlara yardımcı olmaya çalışmakta kılavuzluk etmektedir. Deve böylece bütün köyde dolaştırılır. Köyün belli yerlerinde deve” çökertilir” orada köçek oynar. Daha sonra tekrar dolaşmaya devam edilir. Köy çeşmesine gelindiğinde deveye su içirilir. Bu arada köy halkı da devenin ardında köyü dolaşmaktadır. Son olarak deve ve oyuncular önde, köylü arkada olduğu halde harman yerine çıkılır ve eğlencelere orada devam edilir.

 

2-Sandalye Güreşi

Çorum yöresine ait diğer bir köy seyirlik oyunda ”Sandalye Güreşidir” Bu köy seyirlik oyununa diğer yörelerde ve kaynaklarda rastlanılamamıştır. Köyün güreşçisi bir sandalye olan hasmıyla sanki bir güreşçiymiş ve çok güçlü bir rakipmiş gibi güreş sanatının bütün ustalıklarını göstererek güreşmekte ve onun sırtını yere getirmeye çalışmaktadır. Bu sırada davul ve zurnada “ göç” havasıyla güreşçileri coşturmaktadır. Sonuçta büyük uğraşlardan ve zorluklardan sonra azılı rakip sandalyenin sırtı yere getirilmekte ve güreşçi birinci ilan edilmektedir.

Yukarıda anlattığımız iki köy seyirlik oyunu ” deve” ve ”Sandalye güreşi” hemen hemen otuz yıldır oynanmamaktadır. Ve kaybolmak üzeredir.

 

3-Diğer Seyirlik Oyunlar

Hacı Baba, Kış YarIsı, Topal Kız, Elekçi, Yayık, Kalaycı, Arap, Kartal, Tosbağa, Ayı, Hasan Baba, Davarın Yüzü, Kalburcu, Tilki, Keloğlan,Soku,Eminem,Çiftçi gibi.

 

HALK MÜZİÄžİ

 

1-Halk Müziği Araçları

Bağlama çeşitlerinin tümü kullanılır. On iki, dokuz, sekiz, telli büyük sazlarla, bağlama ve curalar gerek tek tek, gerekse toplu olarak kullanılır.

Üflemeli çalgılardan zurna, halaylarda davula eşlik eder. Dilli dilsiz çoban kavallarıyla, dilli çoban düdükleri yörede kullanılan üflemeli çalgılardır.

Yörede vurmalı sazlardan davul yaygındır. Çeşitli büyüklükte tel, zil ve kaşık da kullanılır.

Alaca ve Mecitözü dolaylarında yaylı sazlardan kemane (kemençeden büyükçe ve ona benzer) çalınmaktadır.

 

2-Türk Halk Müziği

Çorum Bölgesinde Türk Halk Müziği çeşitlerinden olan ağıtlar, maniler, destanlar, güzellemeler, ninniler, aşk-sevda türküleri, taşlamalar, ilençler gibi birçok türkü karşımıza çıkmaktadır. Bunlardan en bilineni, bir ananın kaybettiği oğlunun ardından feryadını dile getiren “Hem okudum hemi de yazdım” ağıtıdır.

Yöre müziğinde ezgiler, genellikle ince seslerden başlar. Belli aralıkla karar sesine doğru iner. Bu inişlere de geçici olarak beşinci, dördüncü, üçüncü derecelerde durulur. Ardından yeni bir müzik cümlesiyle karara varılır.

Çorum yöresinin uzun havası, “bozlak” türündedir. Kırşehir bozlaklarından seyir itibariyle pek farklı olmamakla birlikte kendi içinde ayrı bir havası vardır. “Ya beni de götür ya sen de gitme”, “Malum olsun da sana bak ne haldeyim”, Çorum bozlaklarına örneklerdir.

Genelde Erzurum’da yaygın olan Tatyan türküleri, yapılan göçlerle birlikte Çorum bölgesinde de yaygın olarak bulunmaktadır. “Şu uzun gecenin gecesi olsam” türküsü tatyan ayağındadır.Divanı Garip, Kerem ayaklarında da uzun havalar çalınır söylenir. Alaca ve Mecitözü dolaylarında koşma, zincirli koşma, nefes ve deyişler yaygındır.

Türkülü oyun havaları, zil, kaşık, döndürmeli küçük halay havaları,ilençler, turna deyişleri, misket, cirit-güreş havalarıyla, kına, düğün türküleri bölgenin ezgi yapısını oluşturur.

Çorumda ilk halk müziği derlemesi, 1939 yılında yapılmıştır. Nurullah Taşkıran, Mahmut Ragıp Gazimihal, Mithat Fennen, Muzaffer Sarısözen ve Rıza Yetişen’ den oluşan ekip 241 halk ezgisini plağa almıştır.


3-Türk Sanat Müziği

Çorum’ da ilk düzenli Türk Sanat Müziği çalışması 1980 yıllarından sonra Kültür Müdürlüğü bünyesinde Dr. Sedat Terlemez yönetiminde başlamış ve konserler verilmiştir. Çalışmalar 1999 yılında Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğü bünyesinde ve 2001 yılında Ticaret ve Sanayi Odası bünyesinde iki Türk Sanat Müziği Korosu ile sürdürülmektedir. Osmancık’ da Halk Eğitim Merkezi bünyesinde 2000 yılında Türk Sanat Müziği kursu açılmıştır. 2001 yılında Türk Sanat Müziği Musiki Cemiyeti adını alan koro faaliyetlerine devam etmektedir. Bu üç koro önemli gün ve gecelerde konserler vermektedir.

 

Geleneksel El Sanatları


1-Sepetçilik

İskilip İlçesinde az miktarda yapılmaktadır. Fındık ağacı ve ak söğüt denilen söğüdün bir türünden yapılan sepetler; he, çit, zembil, el sepeti, sele, sepet, kadın sepeti, çocuk sepeti olarak adlandırılmaktadır.

2-Semercilik

Yük hayvanlarının sırtına yerleştirilen semer çok eskilerden beri İskilip’ de yapılmaktadır. Keçi derisi ve kamıştan (saz) yapılan semer, seri bir çalışmayla bir ustanın elinden bir günde çıkmaktadır. Semerlerin; palan, çatal semer, sele semer, katırlara takılan kara semer şeklinde çeşitleri vardır.

 

3-Bakırcılık

Bakırcılık 1910 yılından beri Çorum merkez ve İskilip İlçemizde devam ettirilmektedir. Bakır yaprak halinde alınıp ,ölçülerine göre kesilip,kaynağa girer.Kaynaktan çıktıktan sonra her şekle girebilen bakır çekiçle, ağaç tokmaklarla şekli verilir.Daha önceden dibi de usta kendi eliyle yaparken artık fabrikalar hazır olarak dip çıkarmaktadır.Usta da bunları birleştirmektedir.Son yıllarda artık üretim oldukça düşmüştür.

 

4-Kargı Bezi

Günümüzde unutulmaya yüz tutmuş mahalli el sanatlarımızdan olan Kargı Bezi dokumasının tarihinin; en az 80 – 100 yıl öncesine kadar gittiği tahmin edilmektedir. Kargı bezinin tamamen yöre halkının temel giysi ihtiyaçlarına yönelik olarak, ilçemiz merkezi ve Kızılırmak vadisindeki yerleşim birimlerinde(Gökçedoğan, Bağözü, Köprübaşı, Karacaoğlan köylerinde) dokunduğu tespit edilmiştir.

Yapılan araştırmalardan elde edilen bilgilere göre ;1950 ve 1960’ lı yıllarda her ailede bir düzen ( işlik ) olduğu anlaşılmaktadır. Kargı bezi bu yıllarda altın devrini yaşamıştır. Bilim ve teknolojinin hızlı gelişmesi sonucunda makinelerin seri üretime geçmesi ve daha ucuz maliyet ile üretim yapması neticesinde kargı bezi dokumacılığı duraksama dönemine girmiştir. Şu anda yapmış olduğumuz araştırma neticesinde 1 – 2 yaşlı ninenin bu işi devam ettirdiği tespit edilmiştir. Bu günlerde yaşlı ninelerimizin sandıklarında ve gelin olan genç kızlarımızın çeyizlerin de bu dokumalardan az da olsa bazı örnekler görülmektedir.

Kargı bezi dokumacılığı; eskiye oranla özelliğini kaybetmiş durumdadır. Çeyizlerdeki malzemeler önceki yıllarda dokunan toplardan yapılmaktadır. Ancak Kargı bezi dokuması, Gökçedoğan köyümüzde birkaç aile tarafından da olsa eski usul ve yöntemler ile kollektif olarak sürdürülmeye çalışılmaktadır. Dokumanın yoğun ve parlak olduğu yıllarda halk pamuk ve ipek böcekçiliği ile uğraşmış ve dokumada kullanılan ip ve ipeği kendi üretme cihetine gitmiştir. Son yıllarda ise üretimde kullanılan ip pazardan hazır olarak satın alınmaktadır.

 

5-Dokumacılık

Ağırlıklı olarak İlimiz Ortaköy İlçesinde yapılmakta olup , halen sürdürülmektedir.

1- Çanta dokumacılığı

2- Çorap örücülüğü

3- Kilim dokumacılığı

4- Duvar yastığı dokumacılığı

 

a) Çanta dokumacılığı:Azık çantası Kare veya dikdörtgen şeklinde olup iki yüzü de tezgah dokumalı çevreye özgü desenli kenarları püsküllü ve boncuk süslemelidir.

b) Çorap örücülüğü:5 şiş ile örülür yün ipinden çevreye özğü desenli olup bağcıklı ve kenarlarında püskül vardır. Dize kadar örülenleri de vardır.

c) Kilim dokumacılığı : Yünden yapıldığı gibi keçi kılından da yapılanları vardır. Çevreye özgü nakış ve desenleri vardır. 5-6 m2 olduğu gibi yolluk şeklinde de tezgahlarda dokunur.

d) Duvar Yastığı :Yer minderlerinin arkasına konulur. Yün ipinden kök boyalı iplerle çevreye özgü desenlerle tezgahlarda dokunur. İçleri kamış veya mısır sapı ile doldurulur.Bir yüzlüdür. İstenirse bunlar iki yüzü de dokuma yapılabilir.


Şehrin Kültürü etiketleri
Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış.
Lütfen bekleyiniz...
Yorum yapmak için üye olmalısınız veya üst bardan üye girişi yapmalısınız.
Yorumunuz
olarak oturum açmışsınız. Çıkış?

1000