Site Üyeliği      Yeni Üyelik   |   Şifremi Unuttum
Dil seçiniz
Dil seçenekleri ile ilgili çalışma devam etmektedir.

Bayburt
Tanıtım Portalı

GÖNÜLLÜLERİMİZ

Gönüllülerimiz
Arasına katılın!
Siz de gönüllülerimizden biri olup, ülke tanıtımına katkıda bulunabilirsiniz.
YORUMLARINIZ

Kent Hakkında Yorumlarınızı Bizimle Paylaşın!
Yorumlarınızı sitemizden bizlerle paylaşabilirsiniz.
E-DAVETİYE

E-Davetiye
Gönderin!
Dünyanın her köşesine e-davetiye göndererek şehrinizi tanıtabilirsiniz.
Sitemizi Tavsiye Edin, Paylaşın

Bayburt şehri tanıtım portalı

Bayburt ile ilgili aradığınız bir çok bilgiyi bu tanıtım portalında bulabilirsiniz. Bayburt otelleri, Bayburt turizm aktiviteleri, Bayburt hakkında güncel haberler,Bayburt fotoğrafları, Bayburt yemekleri, Bayburt şehrindeki kültürel etkinlikleri ve Bayburt şehrindeki ilçeler hakkında doğru bilgiye bu tanıtım portalından ulaşabilirsiniz.
 
BUNLARI BİLİYOR MUSUNUZ?
Adana il merkezinin denize kıyısının olmadığını ve denizden 30 km içeride bulunduğunu
Rehberlik | Bayburt Rehberleri
 

Şehrin Kültürü

Evlenme Adetleri

 

Kız İsteme


Evlenme çağına gelen oğullarını evlendirmeye karar veren ailede, oğlanın annesi akrabalarından birkaç kişiyi de yanına alarak evlenme çağında kızı olan evlere veya tavsiye edilen kız evlerine giderek kızlarına bakarlar. Baktıkları kızlarda güzellik, güzel ahlak, el becerisi ve benzeri meziyetler ararlar. Özellikle kız bakmaya sabah erken gidilir, kızın tertip, düzenine ve çalışkanlığına bakılır. Kız beğenilirse ayrıca yakınlarıyla birkaç defa gidip baktıktan sonra istemeye gidilir. Oğlanın annesi ve yakınları kızı annesi ve yakınlarından isterler. Eğer kızın ailesi verme taraftarı değilse, kızımız küçük diyerek işi geçiştirirler. Kızı verme taraftarı iseler kızın annesi bir kaç gün müsaade isteyerek babasına ve büyüklerine soracağını belirtir.


Oğlan tarafı bir kaç gün sonra tekrar giderek kızı ailesinden bir kez daha isterler. Kızın annesi “Allah yazmışsa ne diyelim “diyerek işi erkeklere bırakır. Bu durum kızın verildiğine işarettir. Oğlan tarafından bir grup erkek kızın babasını ziyarete giderek bir de kızı babasından isterler. Babası da kızı verecekse “Allah yazmışsa ne diyelim, her iki tarafa da hayırlı uğurlu olsun” der. Bunun üzerine kız istemeye giden erkekler kızın babasından pusula (kız için oğlan tarafından isteklerini belirten liste) isteyerek, kızın babasının yanından ayrılırlar. (Bu pusulaya aynı zamanda kesirde denir) Kız tarafı Altın, Mobilya, En (Elbiselik kumaş) ve varsa diğer isteklerde bulunur.


Oğlan tarafı pusulayı fazla bulursa, istekler üzerinde anlaşmaya çalışılır, anlaşamazlarsa bu iş biter. Anlaşılır veya direk kabul edilirse, kahve içme günü tespit edilir. Kahve günü sabahı oğlan tarafı şeker, kolonya, lokum, sigara ve kahve gönderir. Kız tarafının tespit ettiği bir mahalle odasında kahve içmek için erkekler toplanır. (Buna aynı zamanda Tatlı kahve denir) Burada oğlan tarafının yaşlı temsilcileri kızı tekrar isterler, kız tarafı da verdiklerini belirttikten sonra kahve içilir. Şeker, lokum ikram edilir. Sonra bir tepsinin içinde oğlanın babasına veya ailenin büyüğüne tekrar bir kahve daha gelir. Oğlanın babası veya ailenin büyüğü kahveyi içtikten sonra ikram yapan gençlere verilmek üzere tepsiye bahşiş bırakır. Sonra topluluk huzurunda Kız ve Oğlan vekili hocanın yanına oturarak dini nikah yapılır. Dua edilir ve topluluk dağılır.

 

Nişan

Nişan günü tespit edildikten sonra. Nişan için gerekli olan Malzemeler, nişan ve nikah kıyafetleri, hamam takımı, Ayakkabı, çanta, terlik ve kızın yakınlarına hediye v.s. alınır. Alınan bu eşyalara nişan ile selesi oğlan evinde serilir. komşu ve yakınlara gösterildikten sonra kız evine gönderilir. Gelen sele kız evinde tekrar serilerek komşulara ve yakınlara gösterilir.


Nişan günü oğlan tarafı kız tarafına gider önce yemek yenir, sonra kızın yüzüğü ve takıları takılır eğlenilir ve topluluk dağılır.Kız tarafı oğlanın yakınlarına tatlılık olsun diye nişana gelenlerle bir tepsi baklava gönderirler. Nişandan sonra kız tarafı gelen nişan selesinin karşılığı olarak damat ve yakınlarına hediye gönderirler. Buna, nişan selesinin geri dönmesi denir. Bir müddet sonra oğlan tarafı peştim bal hamamı yapar.


Hamamda gelen davetlilere kız tarafından çörek, oğlan tarafından da meyve dağıtılır, eğlenilir ve oynanır. Nişanlılık süresi içinde tespit edilen bir gün, kız evine nikah memuru götürülerek kız, oğlan ve her ikisinin şahitleri huzurunda sade bir törenle resmi nikah yapılır. Tatlı kahve ile düğün arasına eğer Ramazan rast gelirse ramazanın on beşinci gecesi oğlan tarafından bir gurup, kız tarafına gider altın ve hediyeler götürür eğlenilir ve sahur yemeği yenilerek dönülür buna on beşi denir.


Ramazan Bayramında altın hediye v.s. gönderilir. Kurban bayramında ise koç süslenir, koçun boynuna lira, bilezik veya beşlik takılır, diğer hediyelerle birlikte kız tarafına gönderilir.

 

Düğün

Düğün günü kararlaştırıldıktan sonra, çarşıya çıkılır. Gelinlik, çeşitli kıyafetler alınır, Kızın annesine “süt hakkı” adı altında bir hediye ve ayrıca yakınlarına da değişik hediyeler alınır altınlar önce oğlan tarafında gösterilir, sonra sandığa konularak kız evine gönderilir. Kıza giden çerez sandığa bakmaya gelenlere dağıtılır. Düğünden 15 gün öncesinden başlayarak, kız yakınları tarafından yemeğe alınır ve bu yemeklerde çeşitli eğlenceler yapılır, buna “kınaya çıkarma” denir. Düğünden bir kaç gün önce kızın çeyizi yakınları ve arkadaşları tarafından yıkanır, ütülenir ve serilir. Sonra çeyiz yakınlara ve komşulara gösterilir,Mahallenin muhtarı, hocası kız evine giderek bütün eşyaların fiyatlarını tespit ederek bir liste çıkarırlar,buna “çeyiz yazma” denir. Giden guruba şerbet ikram edilir. Yazılan çeyiz toplanır, sandığa yerleştirilir ve eşyalarla birlikte sandıkta oğlan evine götürülür.

(Sandık evden çıkarılmadan kız tarafında bir çocuk sandığın üzerine oturarak bahşiş alır.) Gelen çeyiz kız tarafından gelen hanımlarca kızın geleceği eve serilir, yerleştirilir.


Düğünden iki gün önce gelin hamamı yapılır. Hamamdan sonra gelin kız sağdıcının evine gider o gece sağdıcın evinde yatar, Eğlenir oyunlar oynanır. Ertesi gün kızın evine gidilir ve o gece kız evinde baş örme (Kına gecesi) yapılır. Yemekler yenir, oyunlar oynanır, eğlenilir.


Bu arada gelin içeriye girer yengelerden biri gelinin ayağına ayak eni serer, gelin ve sağdıçlar ellerinde mumlar, büyüklerle ve oğlan evinden gelenlerle görüşür ve kenara çıkar. Ayak eni toplanır baş sağdıca sağdıç eni asılır. Kaynana ve oğlan evinden bir kaç kişi geline para ve pul serperler, Takılar takılır. Bitince takan kişi arkaya geçerek gelinin başını tutar ve kaynana baş parası verir. Oğlan tarafından gelenlerden, baş sağdıca el parası toplanır, Oyunlar oynanır eğlenilir. Oğlan evi izin ister gider. Oğlan evinin genç kızlarından bir kaç tanesi kalır. Eğlenceye başlanır. Geç saatte gelin kızın eline, sağdıcı tarafından kına yakılır kına yakımı sırasında gelinin ağlaması gelenektir.


Türküler söylenerek özellikle gelin ağlatılır. Kına gecesi türkülerinden örnekler:


Benim elim ak mendile sarılsın

Güleç yüzüm, tatlı dilim sorulsun

Sen anam, sen babam, kınam kutlu olsun

Hem orda, hem burda, dilim tatlı olsun

Gelin arkadaşlar kınam ezilsin

Anam bacım başucuma dizilsin

İlk ayrılık gözümden yaşlar süzülsün

Sen, anam, sen babam, kınam kutlu olsun

Hem orda, hem burda, dilim tatlı olsun


Diye devam eden türküler söylenir, oyunlar oynanır. Kız evinde kına gecesi olurken, oğlanın baş sağdıcının evinde de sağdıç (Sıra) gecesi yapılır. Sağdıç yemeği yenir, oyunlar oynanır, eğlenilir. Sabah namazından sonra hamama gidilir, hamam çıkışı yan sağdıcın evinde kahvaltı yapılır ve eve gelen berber, damadı ve sağdıçları tıraş eder. Tıraştan sonra kız tarafından gelen bohçadaki kıyafetler giyilir, düğün için hazırlanan yere sağdıçlar tarafından damat götürülür, düğün yemeği yenir, barlar oynanır ve eğlenilir.


Mahallenin ileri gelenleri, tanıdıklar ve akrabalar, gelini almak için arabalarla dünürcü giderler. Giden dünürcülere kız tarafında şerbet ikram edilir. Dünürcülerden gençlere şerbet parası toplanır. Kızı evinden çıkarırken kardeşi kapıyı tutar ve ona kapı parası verilir. Topluca Allahaısmarladık denir ve gelin arabaya bindirilir. Gelin eve girerken ayağının altına bardak konularak kırdırılır, yüzüne ayna tutulur, kolunun altına kurân verilir, başına damat tarafından para ve çerez serpilir.


Gelin içeri alındıktan sonra damat arkadaşları ve sağdıçlar tarafından davul zurna eşliğinde getirilir. Kapının önünde bir süre oynadıktan sonra damat içeri atılır, dışarıda kalan arkadaşlarına kız tarafından gelen kurabiyeler dağıtılır, daha sonra topluluk dağılır.

 

Yerel Seyirlik ve Eğlence Türü Oyunlar


Yurdumuzun her yöresinde olduğu gibi, Bayburt’ta da o yöre insanlarının fikir ruh ve mizahi açıdan zekâsını ortaya koyan bir çok oyun vardır. Oynanan oyunlar, belli bir yaş gurubunca oynanır ve o guruba hitap eder. Bayburt’ta oynanan seyirlik ve eğlencelik türü oyunlar üç ana bölümde incelenebilir :

Cirit

Gençlerin oynadıkları oyunları sayarken, onların büyük tutkusu ata yadigarı ciritten de bahsetmeden geçilmeyeceğine inanıyoruz, Ata sporlarımızdan biri olan cirit yıllardan beri Bayburt’ta oynanmaktadır. Uzun zaman boyunca, geleneksel bir kimlik içerisinde kendi koydukları ve oluşturdukları kurallarla yapılan cirit oyunu, günümüzde kurulan Atlı Spor Kulüpleri vasıtasıyla Geleneksel Spor Dalları Federasyonuna bağlı Atlı Cirit Müsabaka Talimatı doğrultusunda yürütülmektedir.


Atlı cirit müsabakalarında her takım 7 asıl ve iki yedek atlı sporcudan oluşur. Oyuna en az 7 Atlı sporcu ile başlanır. Oyun 40 dakikalık iki devre halinde 80 dakika oynanır, 10 dakika devre arası verilir. Oyun esnasında Atlı oyuncu sayısı 5’den aşağıya düşerse o takım yenik sayılır.


Nizami 40x120 metre ebatlarında ki düzenlenmiş taşsız az kumlu sahalarda oynanır, ciritçi elinde 110 cm uzunluğunda, oval başı 3 cm den arkaya doğru 2cm olacak şekilde hazırlanmış ahşap sopa (Değnek ) kullanır. Değneği at üzerinde ki oyuncu rakip oyuncuya atar. Değneğin diğer at üzerinde ki rakip oyuncuya deymesi, rakip oyuncu tarafından tutulması, rakip oyuncunun arkadaşlarının değneği atan oyuncuya hamle yapması,ata kasten değnek vurulması, ciritçinin atına haşin davranması belirli puanlamayı gerektirir.

 

Aşuh (Aşık) Oyunları


Tarihi çok eski bir çocuk oyunu olan ve günümüzde artık çocukların pek oynamadığı aşuk’tan bahsetmenin kültür değerlerimiz açısından önemli olduğuna inanıyoruz, şöyle ki oyunda geçen bir takım deyimler Kaşgarlı Mahmud’un 1068–1072 yılları arasında yazdığı bilinen Divan ü lügat-it Türk’te geçmektedir.

Koyun, keçi, oğlak ve küçük danaların ayaklarından çıkan aşıklar,çocuklar için birer oyun aracıdır. Aşıklar genelde boya ile boyanır,sağa ların belleri bakır telle sarılır ve ortaları delinerek ağır olması için kurşun akıtılır. “Sağa” tabir edilen ağır ve büyük aşıklar oyuncunun elindeki seçilmiş aşıktır, her oyuncunun bir sağa’sı vardır.


Sokakta veya evlerin damlarında oynanan, aşuk oyunlarını sadece erkek çocuklar oynar. Aşukların yüzleri çig, şeg, tög, mire, alçı gibi isimler alırlar. Bir daire içerisine dizilen aşıklar bir kaç metre uzaktan sağalarla atılarak daireden dışarıya çıkarılmaya çalışılır, bu oyuna “çızı oyunu” denir. Çizgi dışına çıkarılan her aşuk, çıkaran oyuncuya ait olur. Aşuk çıkaramayan oyuncu, oyunu rakibine bırakır, böylece aşukların tamamı daire dışına çıkıncaya kadar oyun devam eder:


Aşukları biten çocuğa “Uduzdu” denir. Bu oyundan başka “Mire” diye tabir edilen birbaşka oyun şeklinde ise ortaya oynayan oyuncu sayısı kadar aşuk dizilir. Dizilen bu aşuk kümesine bir kaç metreden sağa denilen aşukla şeğleme yapılır. Aşuk “mire” gelirse kümenin olduğu yerden bunu vurmak için diğer oyuncular sağalarını atarlar,vuran çocuk diğerlerden birer aşuk alır mire gelen sağa vurulamazsa sahibi diğer oyunculardan birer aşuk alır. Şeglenen aşuk mire gelmezse diğer oyuncularda küme etrafında aşuklarını şeglerler sonra bir çocuk tarafından aşık kümesine sağa İle atış yapılır küme dağılırsa sağanın yüzlerine uyan aşuklar, oluşuncaya kadar vurulur. Sonra tekrar küme kurulur kazanan oyuncu arkadaşlarından birer aşuk alır oyun böyle devam eder.

 

Yöresel Kıyafetler

 

Kadın Kıyafeti


Başta: Eski Bayburtlu kadınlar başlarına “TEPELİK” takarlardı. Özellikle maddi durumu yerinde olan ailelerde bu tepelikler altınlarla süslenirdi. Yine kadınlar, başlarına çevresi “ÇIRNAKCA” tabir edilen oyalı pullu bir yazma diğer adıyla çit örterlerdi. Bunlar muhtelif renklerde olurdu.


Gövdede: İçte köynek, onun üzerine işlik ve üç etek veya bindallı, alta şalvar giyerlerdi. Üç eteğin üzerine hırkaya benzer koyun yününden örme “DELME” diye tabir edilen bir giysi giyerlerdi. Üç etek elbisenin yakası açık olduğunda göğsü ve iç çamaşırı örtmesi için bir önlük giyilirdi. Kumaştan yapılan bu önlük boyundan bağlanarak, delmenin altından göğüs üzerine kadar inerdi. Üç etek üzerine uç kısmı arkaya sarkık, bir üçgen teşkil eden, elde dokunmuş bir kuşak sarılırdı. Bu horasan kuşağı Keşmir veya Lahuri şalı olurdu. Ayrıca üç etek üzerinde peştamal da bağlanırdı.


Ayakta:Kadınlarda ayaklarına çarık giyerlerdi. Ekonomik durumu iyi olanlar “KALLOŞ POTİN” giyerlerdi.

 

Erkek Kıyafeti


Başta: Eskiden başlarına “KEÇE KÜLAH, FES EBANİYE” adı verilen bir başlık örten Bayburtlu erkekler daha sonra Cumhuriyetle beraber bu özelliklerini bırakmışlardır. Bugün halk oyunları ekiplerinde yer alan gençler başları açık olarak oyunlarını sergilerler.


Gövdede: İçte köynek, üzerinde özel olarak yaptırılmış içlik giyilirdi. İçliğin üstünde kapaklı “GEZEKİ” (Cuha) bulunurdu. Bu kıyafetin üç cebi vardır, göğüs hizasında bir, altta yanlarda iki olmak üzere. Gezeki’yi bilhassa ekonomik durumu iyi olanlar giyerdi. Gezek’in düğmeleri süslü, kol ağızları ayrıca kaytanlı olurdu. Gençler bellerine Keşmir ve Trablus kuşak bağlarlardı. (Bu kuşaklar, geldiği yörenin adı ile anılır ancak Bayburt’ta da dokunurdu.) Kuşağın üzerinden bir kemer bağlanırdı. Bu da kuşak gibi koyun yününden dokunurdu. Yaşlılar horasan veya lahuri kuşak bağlar, üzerine silahlık takarlardı. Bu silahlık deriden yapılırdı.


Bayburt erkekleri gençlik çağlarında “GÜNGÖRMEZ” tabir edilen, yanlarında kaytanlı, ön ve arkası bir olan ağlı parçaları topuğa kadar uzanan bir elbise giyerlerdi. Güngörmez’in bir kısmı uçkurlu ve kaytansız olduğundan buna “ŞALVAR” da denirdi. Ayrıca Zıvga denilen topuktan dize kadar üç veya dört körüklü, boğumlu giyimler çok makbuldü. Bunların paçaları üç veya dört parmak kalınlığında kaytan işlemeli olurdu.


Ayakta: Yünden örülmüş çorap giyen Bayburtlu erkekler, çarık hasıl, çapula ve yemeni gibi kösele ve deriden yapılmış ayakkabı giyerlerdi.

 

El Sanatları


Bayburt’ta bugün devam eden en önemli el sanatları kilim, seccade ihram, taş ve bakır işçiliğidir. Özellikle kilim, seccade ve ihramın Bayburt’ta ayrı bir önemi vardır. Orta Asya’dan Anadolu’ya dalga dalga gelen Türk boyları Asya’dan getirdikleri geleneksel dokuma sanatını aynen burada sürdürmüşler, yöreden elde edilen yünleri kendi yöntemleri ile tabii boyalarla boyamışlar ve bir renk cümbüşü, bir ahenk içerisinde dokuyup hizmete sunmuşlardır.


Evliya ÇELEBİ’nin 17.yüzyıl başlarında ki ziyaretinde Bayburt’tan bahsederken şehirdeki boya hanelerde boyanan yünlerden dokunan Kilim ve seccadelerin Avrupa’ya kadar gönderildiğinden bahsetmektedir. Yine Bayburt'lu kadınların örtünmek amacıyla yünden özel olarak çeşitli renk ve motifte, ihram diye tabir edilen bir el sanatından bahsetmek gerekecektir.

 

İhram (Ehram)


Bayburt el sanatlarında ihram önemli bir yer tutar. Yörede ihram veya Ehram olarak tabir edilen, tamamen yünden ihram tezgahında dokunmak suretiyle hazırlanan ve Bayburt’ta bayanların örtünmek amacıyla kullandığı yerel bir giysidir. Eski bir Türk geleneği olan ihram dokunma sanatının tarihi Bayburt’ta eskilere dayanır. Ham maddesi Koyun yünü olan ihram genç kızların ve kadınların maharetli ellerinde bir sanat eseri olarak şekil bulur ve dokunur. İhramda renk çok önemlidir. Genelde beyaz genç kızların,mor, boz orta yaştaki kadınların,mor-siyah ihram ise yaşlı kadınların tercih ettiği ihramlardır. 1,5X2 metre ebadında yapılan ihram için temizlenmiş yaklaşık 2,5 kg. koyun yünü gereklidir. Günümüzde ihram olayı eskisi kadar fazla kullanılmadığı için asıl görevi olan örtünme yanında yatak örtüsü,modern ize edilmiş kadın giysileri (Yelek, heybe, şal, fular, v.s). kravat gibi gayelerle de kullanılmaktadır. İhram, renkleri yanında üzerlerinde bulunan desenlerle adlandırılır.

Bunlar Arıdala ters kondu, Pirinç deni, Elma şeleği, Kar tanesi, Çark yıldızı, Uçan kuşlar, Gordo, Mercimekler ve Elifler v.b. gibi


Şehrin Kültürü etiketleri
Şehrin Kültürü ile ilgili fotoğraflar
Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış.
Lütfen bekleyiniz...
Yorum yapmak için üye olmalısınız veya üst bardan üye girişi yapmalısınız.
Yorumunuz
olarak oturum açmışsınız. Çıkış?

1000