Site Üyeliği      Yeni Üyelik   |   Şifremi Unuttum
Dil seçiniz
Dil seçenekleri ile ilgili çalışma devam etmektedir.

Antalya
Tanıtım Portalı

GÖNÜLLÜLERİMİZ

Gönüllülerimiz
Arasına katılın!
Siz de gönüllülerimizden biri olup, ülke tanıtımına katkıda bulunabilirsiniz.
YORUMLARINIZ

Kent Hakkında Yorumlarınızı Bizimle Paylaşın!
Yorumlarınızı sitemizden bizlerle paylaşabilirsiniz.
E-DAVETİYE

E-Davetiye
Gönderin!
Dünyanın her köşesine e-davetiye göndererek şehrinizi tanıtabilirsiniz.
Sitemizi Tavsiye Edin, Paylaşın

Antalya şehri tanıtım portalı

Antalya ile ilgili aradığınız bir çok bilgiyi bu tanıtım portalında bulabilirsiniz. Antalya otelleri, Antalya turizm aktiviteleri, Antalya hakkında güncel haberler,Antalya fotoğrafları, Antalya yemekleri, Antalya şehrindeki kültürel etkinlikleri ve Antalya şehrindeki ilçeler hakkında doğru bilgiye bu tanıtım portalından ulaşabilirsiniz.
 
BUNLARI BİLİYOR MUSUNUZ?
Türkiye’nin cenneti Gökova Körfezi çevresinde Kemerköy ve Yeniköy adlarında iki termik santral bulunduğunu
Rehberlik | Antalya Rehberleri
 

Antalya Antik Kentleri

 

ANTİK KENTLER

 

Türkiye'nin turizm cenneti Antalya'nın sadece denizi ile yetinmek burada tatil yaptım demek için asla yeterli olamaz. Yüzyıllarca öncesinden kalan ve günümüzde de korunan antik kentlerin havasını solumadan Antalya'dan ayrılmak kuşkusuz büyük bir kayıp olacaktır.

Kalkan'dan başlayarak Alanya'ya kadar uzanan bölgedeki tüm antik kentler sizi gerçekten başka zamanlara götürecek. St.Nicholas'ın doğum yeri olan Patara'da gezmeden ya da Aspendos'ta bir konser dinlemeden kenti terk etmeyin. Xanthos, Myra, Simena, olimpos, Aspendos, Phaselis, Letoon, Perge ve daha onlarca antik durak yol üstünde sizi bekliyor.

Antalya, antik bölgelerden Kilikya'nın batı kesimini, Pamfilya'nın güneydoğu ucunu ve doğu Likya'yı içine almaktadır. Antalya Türkiye'de bugüne kadar bilinen en eski yerleşmelerin bulunduğu en önde gelen illerimizden biridir.

Kurşunlu Şelalesi'ne giderken yolunuz üzerinde görülmesi gereken antik kentlerden biri de Aksu İlçesi'nin 2 km içerisinde bulunan Perge antik kenti, kalıntılarıyla görmeye değer güzellikte. Antik kentlere meraklıysanız, Serik İlçesi'ni geçtikten sonra sola ayrılan yolda bulunan Aspendos'u görmelisiniz. Günümüzde birçok sanatsal gösteriye sahne olan Aspendos'un en güzel seyri ise öğleden sonra ışığında, yanından çıkılan tiyatro tepesinden yapılabiliyor.

 

ADANDA-LAMOS

Antik kent, Gazipaşa ilçe merkezinin 15 km. kuzeydoğusunda bulunur.Adanda köyünün 2 km. kuzeyinde, yüksek ve sarp bir dağ üzerinde yer alan ve adı “Ana Tanrıça Tapınıcısı” anlamına gelen kentte; surlar ve giriş kapısının güneyinde büyük bir kule görülmektedir. Agora, doğal kayaya oyulmuş çeşme, iki tapınak ve nekropolündeki blok taşların oyulması ile yapılmış yekpare lahitler dikkati çeken eserlerdir.

Geç Roma döneminde Lamotis olarak adlandırılan bölgenin başkenti olan kentin, en görkemli dönemini Gallienus zamanında geçirmiş olduğu varsayılmaktadır.

 

AUNESİS

Alanya’nın 25 km. doğusunda, Alanya-Antalya karayolunun deniz kenarında kurulmuş olan bu kent, tersaneleri ile ün kazanmıştı.Kentin kalıntıları, liman kenarında birkaç bina yıkıntısı ile, yol üzerinde su yolu olduğu anlaşılan bir duvar kalıntısıdır.

 

EUDOKİAS

Adı hala bilim adamlarınca çekince ile kabul edilen bu kent, Düzlerçamı Orman Parkı’nın hemen yanında Yukarı Karaman köyü içindeki çevreye dağılmış bir şekilde yer almaktadır.Termessoslular tarafından kurulan bu kentte çeşitli tapınak kalıntıları, heykel, friz parçacıkları adeta sağa sola saçılmış durumdadır. Kent içinde düzgün ve hala bugün köy halkı tarafından kullanılan su kanalları vardır.

Eserlerden çoğunluğu gün geçtikçe artan köy nüfusunun konut ihtiyacını karşılamak için temel duvarlarına karışmaktadır. Olbia kenti gibi bu kentin halkı da İ.Ö. 148 yılında Antalya kentinin kurulması üzerine yavaş yavaş Antalya’ya göçmüş, kentin nüfusu oldukça azalmıştır.

Selçuklular zamanında burası bir sayfiye yeri olarak kullanıldığı için tekrar canlanmaya başlamıştır. Burasının Ortaçağ’da da bir yerleşim yeri olarak kullanıldığını bulunan eserlerden ve ‘Uzunkuyu” denilen sarnıçtan anlıyoruz.

 

HEMAXİA (SİNEK KALESİ)

Alanya’nın 7 km. batısında yer alır.Antalya karayolundan Elikesik köyü yönüne sapıldıktan sonra, stabilize bir yoldan 4 km., daha sonra da 3 km.’lik toprak bir yoldan gidildikten sonra çevresinde harabeler bulunan bir köye gelinir. Burada harabeler yanındaki küçük tepeciğin üzerine çıkarsanız, güzel bir manzarayı da görmüş olursunuz.

 

KORYDALLA

Antalya'dan Finike istikametine doğru sahil yolu takip edildiğinde, 90 km.'de Kumluca'ya ulaşılıyor.Kumluca, bugün aynı isimli ova üzerinde portakal bahçeleri ve seracığı ile ünlü bir ilçedir. Antik kent, Kumluca'nın su deposunun üzerinde yer aldığı tepe ile bunun kuzeyinde diğer bir tepe arasına yayılmıştır.

Antik kentin isminin, her ne kadar halen çağrışım yapsa da kökenin Likya dili, aslında "Korydalla" yani Doruk Hisarcığı olduğu bilinmektedir. Nitekim antik kentin kalıntıları alçak bir tepeciğin üzerindedir. Likya dilinde bir kitabesi bulunan Korydalla'nın tarihini büyük ölçüde Rhodiapolis ile incelemek gerekir. Kentin Likya Birliği’ne atıldığı ve Rhodiapolis ile birlikte temsil edildiği bilinmektedir.

M.Ö. 5. yy.'da Pers ordularına yol gösteren casus Korydallas bu kentin bir ferdiydi. Roma döneminde varlığını sürdüren kent, ancak Bizans ve Geç Bizans çağında gelişme göstermiştir. Zamanla kıyı kentlere doğru gerçekleşen göçler nedeniyle terk edilen antik kentin, bulunduğu yöreye 11. yy.'ın sonlarına doğru Tekeoğulları Türk boyu gelmiş ve kalıntıların yakınındaki verimli ve kumlu olan alüvyon özellikli ova üzerinde Kumluca yerleşim birimini kurmuşlardır.

Fakir ve yaşlı bir köylü kadının keçisinin ayağının takılması ile ortaya çıkan, arkeoloji literatüründe "Kumluca Definesi" olarak geçen altın ve gümüş kilise eşyalarının Korydalla'nın geç Bizans devrini yansıtması, maddi yönü ve bilimsel değeri çok yüksek olması nedeniyle dünyaca önemlidir. Bu eserlerin tümünün çıkarılması, antikacıların hücumu ve çok değerli büyük bir kısmının Amerika Birleşik Devletleri’ne kaçırılışı nedeniyle definenin çok az bir kısmı Antalya Müzesi'nde sergilenmiştir. Bugün harap ve yok olmuş durumdaki antik kentin seçilebilen tek eseri kente su getiren Aguaduk'dur.

 

 

 

LEATRES

Gazipaşa yolu üstünde, Alanya’dan 9 km. ileridedir.Mahmutlar sapağından girildikten sonra Hadım yoluna sapılır ve 10 km. daha gidilir. Buradan sonra oldukça zor gezilebilen ören yerine yürüyerek varılır. Alanya’dan ya da Mahmutlar’dan bir rehber alınması, gidişi kolaylaştıracaktır. Tepenin üzerinde kalıntılar vardır. Bu tepenin kuzeydoğu eteğinde Kozyaka/Kuzyaka köyü bulunmaktadır.

 

Ören yerinde “Yedi Kapılı Ev” (muhtemelen bir tapınak), yıkık durumda tiyatro, agora, Bizans döneminde bazilikaya çevrildiği anlaşılan bir yapı, Zeus Magistos tapınağı vardır.

 

LAERTES

Toros Dağları üzerinde, Dim vadisi ağzında yükselen Cebel-i Reis Dağı’nın eteğine kurulmuştur.Alanya'dan yaklaşık 25 km. uzaklıktadır. En yakın köy Gözüküçüklü'dür. Antik çağda Dağlık Kilikya olarak bilinen bölgenin sınırları içerisindedir. Strabon, kenti; "Limanı var ve göğüs biçiminde bir tepe üzerine kurulmuştur" diye tanımlar. Kentin günümüze kadar gelebilen önemli kalıntıları arasında; gözetleme kulelerini, Caracalla eksedrasmı, odeon ve tiyatroyu, Zeus Tapınağı'nı, Sezar Tapınağı'nı, agorayı, hamamı ve nekropolünü sayabiliriz.

 

LİRBOTEN KOME

Antalya kent merkezine 15 km. kadar kuzeyde, Varsak kasabası civarında bulunan bu yer, Antik devirde Perge’ye bağlı bir köydü.Pamfilya ovasının ikinci terasının kenarında, kayalardan oluşan doğal bir surla çevrilmiş, çukurca bir alanda kurulmuş olan Lirboten Kome kentinin ana girişini kalıntıların güneydoğu tarafındaki çöküntü meydana getirmektedir. Her tarafı çalılar bürümüş olduğundan harabe içinde dolaşmak biraz yorucudur.

Burada görülebilecek başlıca eserler arasında, Roma İmparatorluğu devrinin ilk yüzyılına ait bir kule, olasılıkla 5. yy’a ait iki kilise ve varlığı İ.S. 2. yy’a kadar uzanan mezarlardır.

Kiliseler zaman zaman birçok değişiklikler geçirmiş ve uzun süre kullanılmıştır. Birincisi üç nefli bir bazilika olup, alt tarafındaki izlerden anlaşıldığı üzere, semerdam şeklinde bir çatı ile örtülü idi. İkinci kilisenin ise yine üç nefli bir bazilika olduğu anlaşılıyor. Kilisenin avlusunda (Atrium) direkli galeri kalıntıları göze çarpar. Önemli bir eser de kapağında kör bir karı-kocayı tasvir eden mezar anıtıdır. Yazıtı, mezarın İ.S. 2. yy’a ait olduğunu göstermektedir. Mezarların çoğunluğunu köşeleri akroterli, semerdam şeklinde kapakları olan ve sanduka kısmı kayalardan oyulmuş mezarlar oluşturmuştur.

Antik Katarraktes (Düden Çayı) burada iki defa meydana çıkar, Yukarı Düden’e kayalara oyulmuş basamaklarla, Aşağı Düden’e ise bir rampa ile inilir. Bu rampa üzerinde araba tekerleklerinin bıraktığı derin oyuntular hala görülür. Bugün olduğu gibi ilk çağlarda da köyün suyu bu düdenlerden sağlanmıştır.

Düden’in burada meydana getirdiği şelale görülmeye değer olduğu kadar, Büyük İskender’in Perge’den Termessos’a geçerken, Aspendos’tan haraç olarak aldığı atlarını burada suladığına dair rivayetler nedeniyle büyük bir tarihi önem taşımaktadır. İskender’e izafeten bu Varsak’taki şelaleye “İskender Şelalesi” de denir. Bu Şelale çevresinde Lirboten Kome kentine ait bir güneş kursu, zeytin sıkmaya yarayan değirmen taşı ve birkaç kaya mezarı görülebilmektedir.

 

MAGYDOS (KARPUZKALDIRAN)

Lara Plajı batısında, bugün askeri dinlenme tesislerinin bulunduğu Karpuzkaldıran Plajı’nda eski bir kent olup, bazı rıhtım kalıntıları, liman ve tesisleri ile ilgili oldukları anlaşılan kalıntılara rastlanmıştır.Bunların gerisinde küçük bir kente ait olan bina kalıntıları bugün askeri dinlenme tesis binaları altında kalmıştır. Kalıntıları bugün hemen hemen kaybolmuş gibidir. 1960’lı yıllara kadar burada birtakım rıhtım kalıntıları, liman ve tesisleri oldukları anlaşılan yapılar ve bunların gerisinde orta derecede kente ait bina izlerine rastlanmaktaydı.

 

NEPHELİS

Çok bulutlu anlamına gelen bu kentin az sayıda kalıntısı mevcuttur ve tarihi hakkında yeterli bir bilgi yoktur.Kente Gazipaşa-Anamur yolunun 12 km.’sinden sonra Muz köyünden güneye sapan 6 km.’lik toprak bir yolla ulaşılmaktadır.

Güneyini deniz ve dik kayalıkların oluşturduğu Nephelis’in ayakta kalabilmiş yapıları Roma ve Bizans dönemlerine ait agora, akropol, kent surları, bir Ortaçağ kalesi, tapınak, odeon sulama sistemi ve nekropol alanlarıdır.

Alanya Müzesi’ndeki bu kente ait yazıtlardan birisi Bizans İmparatoru Zenon’a övgüler içermekte, bu imparatorun kent için yardımlarından bahsetmektedir. Kent halkı ve danışma meclisi tarafından dikilmiş ikinci yazıtta ise, Kilikya Valisi Cornelius Dexter’in adı geçmektedir.

 

 

OLBİA

Bu antik kentin yeri konusunda birçok görüş ortaya atılmıştır. Strabo, Olbia’yı “Pamfilya’nın başlangıcı” ve “Likya’nın güney ucundan 66 km. içerde” olarak tarif etmektedir. Bu anlatıma göre Kurma köyü civarında bulunan kent kalıntıları şimdilik Olbia olarak kabul edilmektedir.Olbia’nın, Konyaaltı Plajı’nın biraz ötesinde Arapsuyu'nun denize karıştığı deniz sahilinden 500 metre kadar kuzeyde, falez üzerinde kurulmuş olduğu kabul edilmektedir. Burada çeşitli bina temellerine ve eski bir köprü kalıntısına rastlanmaktadır ki, bunun eski Olbia ile ilgili olduğu iddiaları son zamanlarda çeşitli evraklarca kabul edilmektedir

Olbia, İ.Ö. 4 yy’da Pseudo-Skylax ve Aristoteles tarafından söz konusu edilmiştir. Olbia’nın kurduğu koloni kenti Kadrema hakkında günümüze ulaşan herhangi bir bilgi henüz yoktur. Ancak Olbia’nın diğer kentlerde olduğu gibi sikke basımı yaptığı biliniyor.

Olbia’nın, Kral II. Attalos’un Antalya kentini kurmasıyla terk edildiği sanılıyor. Çünkü burada bir piskoposluğun varlığı, bu kentin tamamen terk edilmediğini göstermektedir.

Strabo’nun “Heybetli Kale” olarak belirttiği yer ise, tam Hurma Köyü’nün yanında, o yörenin halkı tarafından “Kiliseler” olarak isimlendirilen yer olsa gerektir. Küçük bir köy olan bu yer, Strabo’nun verdiği uzaklıklara da uymaktadır. Burada da çeşitli bina kalıntılarına ve Likya tipi lahitlere rastlanmaktadır. Burası olsa olsa Spratt’ın da düşündüğü gibi Olbia tarafından kurulmuş olan koloni “Drema” olabilir.

 

ONOBARO

Kentin, Çakırlar mahallesi güneybatısındaki Hisarçandırı yöresinde olduğu ve kalıntıların bulunduğu alana yöre halkınca "Asarlık" denildiğini biliyoruz.Onobaro kenti, antik dönemde Trebenna'ya bağlı bir kale kent özelliğinde idi. Trebenna'nın karşılaşacağı düşman saldırılarına karşı bir ön karakol şeklinde inşa edilmiştir. Anlaşılacağı üzere düşman saldırılarına karşı konulamayacak durumlarda askerler daha yukarıda bir akropol kent şeklindeki son müdafaa yeri Trebenna'ya geri çekilmekteydiler. Kentin adı Luwi orjinalinde “Anawaura” olup "Büyük Yamaç" anlamındadır.

 

SELLİNOUS

Alanya'ya yaklaşık 45 km. uzaklıkta bulunan Gazipaşa ilçesinin 3 km. güneyindedir.Sahildeki Sellinous harabeleri genellikle Roma devrinden kalmadır. İ.S. 117 yılında Yahudilerin ayaklanmasını bastırmaya giderken Sellinous’ta ölen Roma İmparatoru Trajan’ın sanatsal mezarı, kalıntılar içinde en önemlisidir. Gazipaşa çevresi mağaralar yönünden de ilgi çekicidir.

Antik Sellinous kenti, Gazipaşa ilçe sınırları içerisinde Gazipaşa Plajı’nın bulunduğu Hacımusa Çayırı’nın güneybatısındaki denize dirsek gibi uzanan bir tepenin üzerinde ve yamaçlarında yer alır. Kentin akropolü tepeye kurulmuştur. Ayrıca bu tepe üzerinde, bir Ortaçağ kalesi de yer almaktadır. Kalenin sur duvarları ve kuleleri oldukça iyi korunmuştur. Akropol içerisindeki, kilise ve sarnıç günümüze kadar gelebilmiş önemli yapılardandır.

Sellinous kentinin diğer yapıları sahilde ve yamaçta yer almaktadır. Bu yapılar arasında, hamamlar, agora, İslami yapı (köşk), su kemerleri ve nekropol alanını sayabiliriz. Roma imparatorlarından Trajan’ın bu kentte ölmesi, kentin adının bir süre bu adla anılmasına neden olmuştur.

Kentin büyük hamamı, Kilikya bölgesinin diğer kentlerindeki hamamlar ile benzerdir. Nekropolündeki anıtsal mezar anılmaya değer olup, Alanya Müzesi’ndeki ostoteklerin çoğunluğu Sellinous nekropolünden getirilmiş olup, burada ostotek atölyesinin varlığını düşündürmektedir.

 

TEİMİUSSA (ÜÇAĞIZ)

Antalya yönünden Kaş'a 18 km. kala güneye ayrılan yaklaşık yarım saatlik yoldan Üçağız Köyü’ne ulaşılır.Günümüz köy yerleşimi, Teimiussa olarak adlandırılan küçük bir Likya liman kenti üzerine oturmaktadır. Köye, Kaş veya Finike yönünden teknelerle ulaşılabilir. Yerleşim yeri olan Kekova doğal ve arkeolojik sit kapsamında korunan yörelerden biridir. Likya yazıtlı mezarların bulunması en az İ.Ö. 4. yy. öncesi yerleşimine işaret eder. Teimiussa'da görülebilecek antik kalıntı olarak bol miktarda mezar ile kıyıdaki yol ve rıhtım sayılabilir.

 

TRİSSA

Antalya civarında Çakal bayırının 5 km. güneybatısında Kelbaş köyü civarında bulunan eski bir kenttir.1881 ve 1882 yıllarında yapılan araştırmalarda 10. yüzyıla ait bir mezar abidesi bulunmuştur. Bunun üzerindeki kabartmalar Libyalılar’la, araya çıkmış bir ordu arasındaki bir meydan muharebesini tasvir etmektedir. Bundan başka pişmiş topraktan vazolar ile birçok heykelcik, çeşitli tunç ve mermer eserler bulunmuştur. Bulunan eserlerin üçte ikisi Viyana Müzesi’ne verilmiştir.

Mezar Abidesi’ndeki kabartmalar “Trissa Kahramanları Kabartması” ismiyle Viyana Müzesi’nde sergilenmektedir. Trissa’da bulunmuş Helenistik devirden diğer bir lahit de o sıralarda İstanbul Müzesi’ne nakledilmiştir.


ANTALYA ANTİK KENTLERİ etiketleri
ANTALYA ANTİK KENTLERİ ile ilgili fotoğraflar
Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış.
Lütfen bekleyiniz...
Yorum yapmak için üye olmalısınız veya üst bardan üye girişi yapmalısınız.
Yorumunuz
olarak oturum açmışsınız. Çıkış?

1000