Site Üyeliği      Yeni Üyelik   |   Şifremi Unuttum
Dil seçiniz
Dil seçenekleri ile ilgili çalışma devam etmektedir.

Adana
Tanıtım Portalı

GÖNÜLLÜLERİMİZ

Gönüllülerimiz
Arasına katılın!
Siz de gönüllülerimizden biri olup, ülke tanıtımına katkıda bulunabilirsiniz.
YORUMLARINIZ

Kent Hakkında Yorumlarınızı Bizimle Paylaşın!
Yorumlarınızı sitemizden bizlerle paylaşabilirsiniz.
E-DAVETİYE

E-Davetiye
Gönderin!
Dünyanın her köşesine e-davetiye göndererek şehrinizi tanıtabilirsiniz.
Sitemizi Tavsiye Edin, Paylaşın

Adana şehri tanıtım portalı

Adana ile ilgili aradığınız bir çok bilgiyi bu tanıtım portalında bulabilirsiniz. Adana otelleri, Adana turizm aktiviteleri, Adana hakkında güncel haberler,Adana fotoğrafları, Adana yemekleri, Adana şehrindeki kültürel etkinlikleri ve Adana şehrindeki ilçeler hakkında doğru bilgiye bu tanıtım portalından ulaşabilirsiniz.
 
BUNLARI BİLİYOR MUSUNUZ?
Lokman Hekim’in ölümsüzlük ilacının reçetesini,Ceyhan Nehri üstündeki köprüden geçerken suya düşürdüğünü
Rehberlik | Adana Rehberleri
Saimbeyli 1156

Saim Bey

İlçenin kuruluşu hakkında elde kesin bilgiler bulunmaktadır. Tarihi kalıntılara göre Hititler devrine kadar uzanmaktadır. İlçenin eski adı "Haçin" dir. Bu ismin de ovaya egemen olan Anavarza Beyliğin'den geldiği ve Bey Toryo'nun oğlunun adı olduğu bilinmektedir. Bölge çeşitli uygarlıkların etkisi altında kalmıştır. Osmanlı döneminde Maraş sancağının Elbistan kazasına bağlanmıştır. Kurtuluş savaşı sırasında Fransız işgali altında kalmış, 18 Ekim 1920'de Yüzbaşı Doğan ve Kaymakam Saim Bey tarafından kurtarılan bölge 1922 yılında Kaymakam Saim Bey'den dolayı bu adı almış, yeni bir ilçe olarak kurulmuştur. 1928 yılında bugünkü yerine nakledilmiştir.

Saimbeyli ile ilgili ilk bilgileri, İlçeyi ziyaret eden seyyahlar ve araştırmacılardan öğrenmekteyiz: V.Langlois (1852 -1853), Rahip Alishan (1800’lü yılların sonu), W. M.Ramsay (1800’lü yılların sonu), F.X.Schaffer (1900’lü yılların başı), C.Texier (19. y.y ilk yarısı) gibi seyyahlar Saimbeyli’yi ziyaret etmiş ve ilçenin ekonomik ve sosyal yaşantısının yanısıra tarihsel dokusu ile ilgili bilgiler de vermişlerdir. İlçe 1800’lü yıllardan itibaren bu seyyahlarca Hadchin, Hadjine, Hacın, Hadschin ve Haçin olarak adlandırılmıştır. W. M. Ramsay ise ilçenin Roma ve Bizans Dönemleri’ndeki adının Badimon olduğunu yazmaktadır.Çukurova Üniversitesi Arkeoloji Bölümü’nden Y.Doç.Dr.K.Serdar Girginer tarafından yürütülen “Adana İli ve Çevresi Arkeolojik Yüzey Araştırmaları Projesi” kapsamında ilçenin 2003 yılında çok kapsamlı ve titiz bir çalışmayla arkeolojik kültür envanteri çıkarılmış ve ilçeyle ilgili ilk bilimsel sonuçlar elde edilmiştir.Bu çalışmadan elde edilen veriler ışığında İlçe tarihinin Roma Dönemi’ne kadar uzandığı tespit edilmiştir.Bu çalışmada İlçede Roma, Bizans ve Ermeni Dönemi yerleşmelerine ait pek çok anıtsal eser tespit edilmiş ve İlçenin zengin kültürü Arkeolojik literatüre kazandırılmıştır.

Saimbeyli Kale Kilise

Arkeolojik veriler, ülkemiz genelinin uzun geçmişli yerleşim yerlerinin beşiği olduğu gösteriyor. Her taş her kalıntı geçmişe ilişkin bir ipucu veriyor. İp uculu yerlerden birisi de Saimbeyli oluyor. Münih Üniversitesiyle Hititoluğu prof Ahmet Ünal, antik adanın Rodandos olduğunu söylüyor. Kimi kaynaklarda da Badimon deniliyor. Onca eskiliğine, onca arkeolojik kalıntılarına karşın yöreyle yeterince ilgilenemeyişi üzüntü veriyor.

Manastır

Kurulduğu ver vadi olduğundan, doğal bir yol görevini görmektedir. Özellikle Anadolu’dan Arabistan’a gidenlerle Arabistan’dan Anadolu’ya gelenlerin önemli yollarından biri durumundandır. Bu niteliği taşıyan yöreye 1830’lu yıllarda gelen Fransız Hititoğlu Charles texier sonrasında herhangi bir arkeloğun geldiği bilinmiyor. Oysa yolu, hayvanlı döneminin işlek yollarından sayılırdı. Kizzuwatlılar döneminde komana adlı ile dinsel merkez Şar’daki ayinlere gidip dönen Çukurovalıların da değişmez yoluydu. Mısırlılarla kardeş savaşı’nda savaşan Hititler de o yolu izlemişlerdi. Hititler sonrasında Akdeniz’den Toroslar’a uzanan alana Kilikya adı konuldu. Saimbeyli, Dağlık Kilikya olarak anıldı. Bu ad, arkeloglar aracılığıyla günümüze taşındı. Ancak, geniş alanın elden ele geçmesi durdurulamadı. kizzuwatnalılar’dan beriye değişik egemenlikler kuruldu. Asur, Kilikya, İran, Makedonya, selefkos derken, roma egemenliğine girildi. Arkasından Bizans geldi. Saimbeyli (Hacın) kalesinin birinci yüzyılda Romalılarca yapıldığı ortaya kondu.

Roma-Bizans dönemlerinde Arap saldırıları görüldü. İslamlığı yaymak amacı ile Kafkaslarda da saldıran Arapların sıkıştırıldığı Ermeniler’den, dindaşları Bizans’a sığınanlar oldu. Kayseri’ye sığınan Bağraf soyu, Kavgalaştırdıkları Rumların başpiskoposunu öldürünce, Bizans imparatoru’nun buyruğu ile kendilerinin de başkanı öldürüldü. bu olaylar üzerine oradan göçmeyi, kendi dilleriyle, diaspora etmeyi yeğleyen bagrat Ermenilerinin Rupen kolu Feke sınırları içindeki Partzerbert kalesine, Oşin kolu Çamlıyayla (Namrun) kalesine yerleştiler. Böylece, Çukurova yöresi Ermenilerinin ağırlığını bagrat soyu oluşturdu.

Rupenlerin yerleştikleri partzerbert kalesi, yüksek kale anlamına geliyorsa, hangi kale olduğu bilinmiyor. Ancak, aldığımız bilgilerin dışında, Gedikli-Güzpınarı (kisenit) yakınlarında keher kalesi olabilir, diyoruz.

Ne var ki, orada da duramıyorlar. On birinci yüzyılda kimileri Feke, kimileri Saimbeyli(Hacın)kalesine taşınıyorlar. Hacın adını da onlar koyuyorlar. Ermenistan’da Newhacın var. Kum kapı ermeni patrikhanesi belgelerinde de Hacın gemcesine karşın, kimileri Haçın, kimileri Haçin, kimileride Hacin diyerek, bize göre yanlış yapıyorlar. Anlamlarına ilişkin de uzun araştırmalar-soruşturmalar yaptıksa da, doyurucu bilgi aldığımızı söyleyemeyiz.

Ermenistan kültür Bakanlığı ile Beyrut katoligoslugu yanıt vermedi. Özel ilişki kurduğumuz Tataristan başkonsolosu Ahmet Rıza Demirer, Ermenice dönüş anlamına gelen “hedgun” sözcüğünden, ya da kara bağ derebeyi Asan’ın olgunun adı saygın kişi anlamına gelen ”hacen “den türemiş olabileceğini saptadığını; Ekber Menemencioglu da Ahmet rıza Demirerin ikinci saptamasına yaklaşarak ”efendi”,onurlu”, ”saygın” anlamlarını içerdiğini bildirdi.

Ancak, adından çok diasporoları ilgimizi çekmeye başladı. Örneğin Rupen kolunun Ermenistan’dan kayseri’ ye, Kayseri’den partzerbert kalesine, oradan Feke’ye, Saimbeyli’ye görüşlerine karşın, uzun geçmişten yakın geçmişe bütün diasporoları Türklere yüklemeye çalışıyorlar. Prenslik kurdukları Feke’de bile durmuyorlar. Haçlılardan da yardım olarak Kozan’a taşıyorlar. Bundan da Türklerin hiçbir etkisi bulunmuyor. Kozan’da prensliyi krallığa dönüştürüyorlar. Kilikya Ermenistan devletini kuruyorlar. Silifke’den Maraş’a sınır oluşturuyorlar. memluklar,1375’te devletlerini yıkınca, bu kez de ovadan dağlara diaspora ediyorlar. Bu aşamada Saimbeyli’nin nüfusunu da arttırıyorlar.

Devletsizlikleri dönemde, gerek Selçuklu, gerek Osmanlı yönetiminde kendilerini incitici hiçbir belge göstermiyorlar. Öyle güvenli bir ortamdan bulundukları için sanatçı Saimbeyli Ermenileri Türk köylerine çıkıyor, onların yataklarında yatıp yemeklerini yiyerek, kazanç sağlıyorlardı. Manastırını da Kanuni Süleyman yönetimindeyken 1555 yılında yapıyorlar. Değişik dönemlerinde kilise sayısını da artırıyorlar. Yöre, 18. yüzyılı ortalarında güçlenen Kozanoğlu derebeyliğine girince kendileri de giriyor. Öteki derebeylerinde başta bulunana “bey” denilirken, Kozan oğulları’nda “ağa” deniliyor. Büyük Yusuf Ağa, 1810’lu yıllarında ağalığı iki oğluna pay ediyor. Belenköy Ağalığı’nı büyük oğlu Sarı Ali’ye, Gürleşen Ağalığı’nı onun küçük oğlu küçük Samur’a veriyor.

 

Kaynak: Saimbeyli Kaymakamlığı Resmi Sitesi